Page 614 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 614
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 78 – 80
“erbab”ı, yani insanları bilgilendiren ve onları iyiliğe teşvik edenler, c)
“mürebbiler”, yani insanları eğiten ve topluma yön veren kişiler. Bazı
bilginlere göre bunun aslı Süryânîce veya İbrânîce’dir (Râzî, VIII, 111-
112; İbn Atıyye, I, 462). Kelimenin İbrânîce’deki açıklaması şöyledir:
Bunun aslı rab (rav) olup “büyük” demektir. Daha sonra kelime “efendi,
sahip” anlamını kazanmıştır. Mişna ve Talmud’un hazırlandığı dönem-
lerde ise “din bilgini, üstat” mânasında kullanılmıştır; “rabbi” de “üsta-
dım, efendim” anlamındadır. Rabban (çoğulu rabbanîm) kelimesi de rab
kelimesinin pekiştirilmiş şeklidir ve aynı mânadadır. Özetle İbrânîce’de
rabbâniyyûn (rabbanîm), dinî ilimlerle ve bilhassa Tevrat’la meşgul olup
halka doğru inanç öğreten din üstatları demektir (Ömer Faruk Harman,
“Rabbâniyyûn”, İFAV Ans., III, 570). Rabbâniyyûn kelimesi Kur’an-ı
Kerîm’in iki âyetinde daha “yahudi din bilginleri” anlamına gelen “ahbâr”
kelimesiyle birlikte geçmekte olup bu iki gruptan, Tevrat’ın hükümlerini
korumakla ve bunları yahudilere öğretip gereğince yaşamalarını sağla-
makla görevli kişiler olarak söz edilir (bk. Mâide 5/ 44, 63).
Bu izahlar dikkate alındığında, âyette geçen “Rabbânîler olun” cüm-
lesini, peygamberlerin bütün insanlara “Allah’a içtenlikle kulluk etme”
çağrısı olarak anlamak mümkün olduğu gibi, özellikle ilim emanetini üst-
lenen veya toplumlara yön verme mevkiinde bulunan kişilere, doğruları
öğretme ve gerçek kurtuluş yolunu aydınlatma hususundaki sorumlu-
luklarını hatırlatma ifadesi olarak düşünmek de mümkündür. Bu öğütün
“öğretmekte olduğunuz kitap ve yapmakta olduğunuz incelemeler gere-
ğince” şeklinde bir dayanağa bağlanması ikinci anlamı teyit etmektedir.
Bu konumdaki kişilerin kendilerini gerçekten Allah yoluna adamış ve bu
sorumluluğun bilincinde olmaları halinde, yol gösterilmeye muhtaç kişi-
lerin yukarıda değinilen çarpık telakkiye yani onları rab mevkiine yük-
seltme anlayışına yönelmelerine zaten fırsat kalmaz.
Bu âyette ilimle amel arasındaki sıkı bağa da dikkat çekilmekte; ilmin,
ancak hayata yansıtılmakla ve aksiyon haline getirilmekle kuru bilgi
olmaktan kurtulup gerçek değerini bulabileceği; kişinin, yaptığı etütler
sonunda ulaştığı ve başkalarına öğrettiği sonuçlarla çelişen söz ve davra-
nışlardan kaçınması gerektiği hatırlatılmaktadır.
616

