Page 612 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 612

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 78 – 80



                 arasında sonuç bildiren bir ifade ile olumlu veya olumsuz bağ kurmaya,
                 kurulan bu bağa ve bu bağlantıyı idrak etmeye hüküm denir. Bilgi kay-
                 nağına göre hükümler “aklî hüküm”, “dînî hüküm” gibi nitelendirmele-
                 re ve değişik alanlara göre ayırımlara tâbi tutulmuştur. Râzî, dil ve tefsir
                 âlimlerinin bu âyette geçen hüküm kelimesiyle, Allah tarafından indi-
                 rilen kitabın peygamber tarafından kavranmasının ve bu şekilde oluşan
                 bilginin kastedildiği hususunda fikir birliği içinde olduklarını kayde-
                 der (VIII, 122). Bazı müfessirler bunu “hikmet” (İbn Atıyye, I, 461) ve
                 “sağlam muhâkeme” (Muhammed Esed, I, 105) şeklinde açıklamışlar-
                 dır (“hikmet” hakkında bk. Bakara 2/269). Kur’an-ı Kerîm’de hüküm
                 kelimesi, yüce Allah’a nisbet edilerek “mutlak irade, hâkimiyet ve karar
                 yetkisi” anlamlarında kullanıldığı gibi (bk. En‘âm 6/57, 62; Yûsuf 12/40,
                 67; Kasas 28/70, 88), peygamberlere ve insanlara nisbet edilerek “hukukî
                 çekişmeleri karara bağlama” anlamında da kullanılmıştır (bk. Nisâ 4/58).
                   Nübüvvet “peygamberlik” demektir. Kendilerine Allah tarafından pey-
                 gamberlik görevinin verildiği kişiler nebî (çoğulu enbiyâ) ve resûl (çoğu-
                 lu rusül) olarak adlandırılır (peygamber ve peygamberlik hakkında bk.
                 Bakara 2/61; A‘râf 7/158).
                   Bu  âyetlerin  nüzûl  sebebi  hakkındaki  rivayetlerden  birine  göre,
                 Resûlullah Kureyş müşriklerini meleklere, yahudileri Üzeyir’e, hıristi-
                 yanları da Îsâ’ya kulluk etmekten sakındırıyordu; onlar “Yani seni rab
                 edinmemizi mi istiyorsun?” dediler, o sebeple bu âyetler nâzil oldu. Diğer
                 bir rivayete göre ise, müslümanlardan biri “Ey Allah’ın resulü! Seni içi-
                 mizden herhangi biri gibi selâmlıyoruz. Sana secde ederek farklı bir selâm
                 versek olmaz mı?” dediği için bu âyetler indi. Zemahşerî 80. âyette geçen
                 “Siz müslüman olduktan sonra size inkârcılığı emreder mi hiç!” ifadesin-
                 den hareketle burada muhatapların müslümanlar olduğu yorumunu yapar
                 ve bu son rivayeti daha kuvvetli bulur (I, 198). İbn Âşûr âyette bu mânanın
                 kastedilmiş olabileceğine ihtimal vermez (III, 297). Muhammed Abduh
                 bu rivayeti Kur’an’ın tefsiri açısından çok sakıncalı görür ve âyetin mâna
                 akışına da aykırı olduğuna dikkat çeker (Reşîd Rızâ, III, 346).
                   80. âyette yer alan “peygamberleri rab edinme” ifadesiyle madde âle-
                 minde bulunan, “melekleri rab edinme” ifadesiyle de madde ötesi âlem-
                 de bulunan mahlûkatın en üstün mertebede olanları zikredilerek, hangi
                 meziyetlere sahip olursa olsun Allah’tan başkasına kulluk etmenin ilâhî



          614
   607   608   609   610   611   612   613   614   615   616   617