Page 607 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 607

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 75 – 77



           me ile ilgili) olduğunu gösteren bir kayıt yoktur. Satım, ödünç, âriyet ve
           vedîa gibi akidler çerçevesinde kişinin borçlandığı her türlü edimi kapsar
           (Râzî, VIII, 101). Bu sebeple meâlinde “öder” fiili kullanılmıştır.
             Kurtubî bu âyette –bazılarının iddia ettiğinin aksine– Ehl-i kitabın
           bir kısmının da olsa şahitlik ehliyetini gösteren bir delil bulunmadığını
           belirtir; bunu desteklemek üzere, müslümanların fâsıklarından da ema-
           nete riayet edenler bulunduğunu fakat şahitliklerinin kabul edilmediğini
           hatırlatır (IV, 18).

           76. Bu âyetin “… her kim ahdine vefa gösterirse…” şeklinde çevrilen
           kısma, sonraki âyetle bağ kurularak “her kim Allah’a verdiği sözü yerine
           getirirse” şeklinde mâna vermek de mümkündür.
             Nîsâbûrî, âyetin sonunda “Allah o sakınanları sever” denmekle yeti-
           nilmesini şöyle açıklar: Vefa ve takvâ bütün erdemlerin temelidir. Her
           müttaki ahde vefalıdır, fakat aksi daima geçerli değildir. Bu sebeple takvâ
           sahiplerinin Allah’ın sevgisine mazhar olacaklarına değinilmekle yetinil-
           miştir (Nîsâbûrî, III, 232; “ahid” ve “Allah’a verilen söz”ün anlamları ve
           önemi hakkında bk. Bakara 2/27, 40; “takvâ” hakkında bk. Bakara 2/197;
           A‘râf 7/26; “yemin” hakkında bk. Bakara 2/224, 225; Mâide 5/89).

           77.  Râzî  âyetin  yahudiler  hakkında  olduğunda  tereddüt  bulunmadı-
           ğı kanaatindedir. Zira ona göre yahudiler hakkında olduğunda şüphe
           bulunmayan 78. âyet bu âyete atfedilmiştir (VIII, 106-107).
             Tefsir ve hadis kaynaklarında bu âyetin nüzûl sebebi açıklanırken,
           Ehl-i kitap’tan bazılarının, yeminin kutsallığını hiçe sayarak menfaat
           elde etmeye çalıştıklarını ortaya koyan olaylara yer verilir (meselâ bk. İbn
           Atıyye, I, 459-460). Bu olaylar âyetin anlaşılmasında canlı birer örnek
           teşkil etmekle beraber, esasen burada âhiret inancına sahip olan herke-
           se, Allah’ı kendi sözüne kalkan yaparak hak gasbetmeye çalışmanın ağır
           sonuçları üzerinde düşünme çağrısı yapılmaktadır. Bu âyette Allah’a veri-
           len sözü ve O’nun yüce adı ortaya konarak yapılan beyanları dünyevî çıkar-
           lar uğruna satma eylemi hakkında yer alan ifadeler dikkatle incelenirse,
           bunun haram kılınan diğer birçok fiile göre çok daha vahim sonuçları
           olduğu anlaşılır. Gerçekten, insanoğlu nefsinin tutkularına esir düşerek
           günah ve cezayı mûcip olduğunu bildiği halde bazı yasak eylemlerden uzak



                                                                                   609
   602   603   604   605   606   607   608   609   610   611   612