Page 603 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 603

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 69 – 74



           yetleri “tutarsız”, “yanılgı” ve “gelişigüzel yakıştırmalar” olarak nitelen-
           dirmekte ve kesin bir dille “Biz o kanaatteyiz ki bu sûrede yahudilerin yeri
           yoktur” demektedir (II, 62).
             Yüce Allah’ın, bu haince girişimi haber vermesi, Resûlullah’ın ilâhî vah-
           ye mazhar olmuş hak bir peygamber olduğunu apaçık bir biçimde orta-
           ya koymuş bulunuyordu. Dolayısıyla bu, bir taraftan düşmanların bu tür
           girişimleri için caydırıcı bir rol oynayan, diğer taraftan müminlerin bun-
           lara karşı daha dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiğini hatırlatan bir uyarı
           niteliğindeydi (Râzî, VIII, 95).

           73. Müfessirler “Kendi dininize uyanlardan başka hiç kimseye inanma-
           yın” sözünün yukarıda değinilen şaşırtma planının sahiplerine ait olduğu
           hususunda fikir birliği içindedirler (İbn Atıyye, I, 454). “De ki” hitabın-
           dan sonra gelen ilk cümlenin yüce Allah’ın peygamberinden söylemesini
           istediği söz olduğu ise açıktır. Buna mukabil, “veriliyor diye” şeklinde
           tercüme edilen “en yü‘tâ” ifadesinin izahında müfessirler oldukça zor-
           lanmıştır. Bu sebeple Râzî bu âyetin Kur’an’daki en müşkil âyetlerden
           olduğunu kaydeder (VIII, 96). Bunun Allah Teâlâ’nın peygamberinden
           söylemesini istediği sözünün devamı olarak düşünülmesi halinde, meâ-
           linde olduğu gibi “Birine (Hz. Muhammed) size verilenin benzeri veri-
           liyor diye mi veya rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecekler
           diye mi (böyle davranıyorsunuz)?” şeklinde çevrilmesi uygun olur. Ehl-i
           kitap’tan komplo hazırlayanların sözünün devamı sayılması halinde ise
           bu kısmın anlamı şöyle olur: “Size verilenin benzerinin başka herhangi
           bir kimseye verildiğine, yahut rabbinizin huzurunda onların size karşı
           deliller getireceklerine de (inanmayın)”. Râzî, bu ifadeyi Ehl-i kitaba
           ait sözün devamı sayan yorumu değişik açılardan eleştirir ve zayıf bulur
           (VIII, 96-97).
             Bu âyetin meâlinde “lutuf” şeklinde karşılık verilen fadl kelimesi “bol
           bol iyilik yapma ve yararlı şeylerle donatma” anlamına geldiği gibi, burada
           “peygamberlik verme”nin kastedildiği görüşü de vardır. Bu görüşün sahip-
           leri, daha sonra gelen “Onu dilediğine verir” cümlesinin ışığında, bu âyet-i
           kerîmede peygamberlik mertebesine kişisel çaba ve hak edişle değil ancak
           ilâhî bağışla erişilebileceğine delâlet bulunduğunu belirtirler.
             Yine bu âyette geçen vâsi‘, Allah’ın güzel isimlerinden olup “geniş” anla-
           mındadır; genel olarak O’nun sıfatlarının kuşatıcılığını, sınırsızlığını;



                                                                                   605
   598   599   600   601   602   603   604   605   606   607   608