Page 613 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 613

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 78 – 80



           dinlerin ilkeleriyle bağdaşmayacağı ve bir peygamberin bu ilkeyi çiğne-
           yen bir öğretiye sahip olabileceğinin hiçbir akıl sahibince tasavvur oluna-
           mayacağı vurgulanmaktadır. Buradan öncelikle çıkan bir anlam da şudur:
           Veli, şeyh, rahip, haham, kâhin, cin, şeytan vb. varlıkları rab yerine koya-
           rak onlara bel bağlamak, hele akıl sahibi olmayan yahut cansız varlıkları
           bu mertebeye çıkarmak, insanı “kulluk etme”ye yönelten duygu ve sâikin
           temel karakteriyle bağdaşmaz. Bu tür ikameler son tahlilde, amaca hizmet
           etmeyen oyalanmalardan ibarettir ve insana bahşedilen akıl nimetinin
           beyhude yere harcanması demektir. Zira “kul”luk ancak kulların ve bütün
           evrenin yaratıcısı olan, varlığı ve gücü başka hiçbir varlığa bağlı olmayan
           yüce Allah’a içtenlikle boyun eğme noktasına ulaştığı zaman anlam kazanır
           ve insan gerçek değerine sadece böyle bir kullukla erişebilir. İşte 79. âyet-
           te kendine kitap, hüküm ve peygamberlik verilen bir kimsenin, Allah’ı
           bırakıp kendine kul olunmasını isteyemeyeceği ifade edilirken de, “kul”
           anlamına gelen abd kelimesinin abîd değil ibâd şeklindeki çoğulu kullanı-
           larak Allah’tan başka hiçbir mâbudun insana bu mevkii vaad edemeyece-
           ğine ve sağlayamayacağına işaret edilmektedir. Nitekim İbn Atıyye, abdin
           ibâd ve abîd şeklindeki çoğullarının Kur’an-ı Kerîm’deki kullanımlarını
           inceledikten sonra, ibâdın “acıma ve küçümseme” anlamıyla ilişkili olma-
           yan, kulun itaat iradesine dikkat çeken ve onu yücelten anlatımlar içinde
           geçtiği sonucuna vardığını belirtmektedir (I, 461).
             Bu genel bakışın yanı sıra bir kısım müfessirler, âyetteki “peygam-
           berleri rab edinme” ifadesinden, özellikle bazı yahudilerin Üzeyir’i ve
           hıristiyanların Îsâ’yı Allah’ın oğlu saymalarının; “melekleri rab edinme”
           ifadesinden de özellikle Hıristiyanlık’taki, bir öğesini Rûhulkudüs’ün
           oluşturduğu teslîs inancının mahkûm edildiğini ileri sürerler. İbn Âşûr
           bu âyette, hıristiyanların bazı peygamberlerin ve meleklerin resimlerini
           yapıp onları kutsama hususunda aşırı gitmelerine ve putperestliği andı-
           ran tutumlar içine girmelerine işaret edilmiş olabileceğini belirtir (III,
           296).
             Bir peygamberin neyi söylemesinin düşünülemeyeceği belirtildikten son -
           ra, peygamberlerin tavsiyesi şu şekilde özetlenmiştir: “Rabbânîler olun!”
             Rabbâniyyûn kelimesi “rabbânî”nin çoğulu olup, bunun Arapça oldu-
           ğunu  düşünen  bilginler  tarafından  değişik  şekillerde  açıklanmıştır:
           a) “Rabb”ini bilen ve daima O’na kulluk etme çabası gösterenler, b) ilim



                                                                                   615
   608   609   610   611   612   613   614   615   616   617   618