Page 616 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 616

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 81 – 83



                         onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. 83. Onlar Allah’ın dininden
                         başkasını mı arıyorlar! Oysa göklerdekiler ve yeryüzündekiler isteye-
                         rek veya istemeyerek hep O’na boyun eğmişlerdir ve O’na döndürü-
                         leceklerdir.


                 Tefsiri
                 81. Bu ve devamındaki âyetlerde, Allah tarafından görevlendirilen bütün
                 peygamberlerin, bildirimlerinin bütünlüğü ilkesi hatırlatılmakta, her
                 peygamberin kendinden önceki ilâhî bildirimlerin doğruluğunu beyan
                 etmesi, önceki peygamberlerin tâbilerinin de onun getirdiklerine inanıp
                 onu desteklemesi suretiyle karşılıklı bir tanıklık sisteminin öngörüldü-
                 ğü belirtilmektedir. Böylece, Ehl-i kitabın hem kendi içlerinde tutarlı
                 olabilmeleri, hem de “ilâhî dinler”e ve “Allah inancı”na karşı tavır orta-
                 ya koyan kesimlere yapılacak çağrının başarılı olabilmesi için 64. âyette
                 yer alan diyalog çağrısına olumlu karşılık vermelerinin kaçınılmazlığına
                 dikkat çekilmiş olmaktadır.
                   “Allah peygamberlerden… söz (mîsâk) almıştı” ifadesi şu şekillerde
                 açıklanmıştır: a) Âyet, peygamberlerden daha sonra gelen elçiye (resul)
                 iman edeceklerine ve onu destekleyeceklerine dair söz alındığını belirt-
                 mektedir, şu halde burada söz verenler peygamberlerdir. Bu yorumu
                 benimseyenlerin bir kısmına göre alınan söz genel olarak peygamberle-
                 rin birbirlerini onaylayacakları hakkındadır; diğer bir kısmına göre ise
                 Hz. Muhammed’in geleceğini müjdeleyeceklerine dairdir. b) Kur’an-ı
                 Kerîm’in üslûbu ve “mîsâk”la ilgili âyetler dikkatle incelendiğinde görü-
                 lür ki, burada kastedilen bizzat peygamberlerden söz alınması değil,
                 onların kendi ümmetlerinden Hz. Muhammed geldiğinde ona iman ede-
                 ceklerine ve ona destek vereceklerine dair söz almış olmalarıdır (Taberî,
                 III, 331-332; İbn Atıyye, I, 463-464; Râzî, VIII, 114-116). Bu bakış çer-
                 çevesinde kalmakla beraber söz verenlerin kapsamını daraltan iki yorum
                 daha vardır: Burada kastedilen kendilerini peygamberlerin çocukları
                 sayan İsrâiloğulları’ndan veya kendilerini peygamberlik verilmeye daha
                 lâyık gören Ehl-i kitap’tan alınan mîsâktır (Zemahşerî, I, 198). Şu var ki
                 bazı müfessirlerin, bu son yorumu Übey b. Kâ‘b ve Abdullah b. Mes‘ûd’un
                 mushaflarındaki lafza dayandırırken yorum sınırını aşarak asıl Kur’an
                 metninin de bu olduğunu ileri sürmeleri sahâbenin Mushaf-ı Osmânî



          618
   611   612   613   614   615   616   617   618   619   620   621