Page 523 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 523
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 21 – 22
M. Reşîd Rızâ, III, 257-258) çatışmaz. Gerçekten birçok âyette insanların
âhiretteki kurtuluşları konusunda bu ölçütün esas alındığı görülmektedir
(bk. Bakara 2/62; Âl-i İmrân 3/64).
Geniş anlamıyla İslâm (müslüman olma) hem kalp hem dil hem de dav-
ranışlarla teslimiyeti ifade eder. Bunlar içinde en önemli ve değerli olan
teslimiyet kalple olanıdır. Kur’an’da İslâm kelimesinin, iman düzeyi-
ne ulaşmamış teslimiyeti ifade etmek üzere kullanıldığı da görülür (bk.
Hucurât 49/14, 17).
“Kendilerine kitap verilenler” ifadesi genellikle Ehl-i kitap tabirinin
içeriğine göre anlaşılmıştır (bu konuda bk. 64. âyetin tefsiri). İlim keli-
mesi ise “vahiy ve apaçık deliller” şeklinde açıklanmıştır. Âyette Ehl-i
kitabın ancak ilim geldikten sonra ihtilâfa düştüğünün ifade edilme-
si, kendilerine yeterince açık ilâhî bildirim yapıldığı ve bu açıdan hiç-
bir mazeretleri bulunmadığı halde, sırf kendi kusurları sebebiyle, çıkar
düşüncesi ve beşerî tutkular uğruna ayrılığa düştüklerini ve çatışmaya
girdiklerini belirtmek içindir. “Aralarındaki hak tanımazlık yüzünden”
şeklindeki gerekçeden hareketle, burada kastedilenlerin yahudiler veya
hıristiyanlar yahut her ikisi olduğuna dair açıklamalar yapılmıştır. Tarihî
bilgilerin ışığında, burada, ilâhî vahye muhatap toplumların vahyin sağ-
ladığı aydınlığı değerlendirip barış ve uygarlık yolunda ilerlemek yerine
kişisel ihtiraslarla aklıselimi dışlamalarının, özellikle çıkar çatışmaları
üzerine temellenen dinî fırkalara ayrılmalarının eleştirildiği söylenebilir.
Bu uyarıya rağmen Kur’an’a inananların aynı hatayı tekrar etmeleri, ilâhî
mesajı beşeriyete en güzel biçimde ulaştırma misyonunu yerine getirebil-
melerinde ve medeniyet yarışında lâyık oldukları yeri almalarında önemli
bir engel oluşturmuştur (krş. Bakara 2/213; Beyyine 98/4; ümmî kelimesi-
nin anlamı için bk. A‘râf 7/157-158).
21 – 22
525

