Page 496 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 496

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7



                 terme açısından takdire şayan bir tutum olmakla birlikte, bu muhitlerde
                 önce Kur’an’ın otantikliğini test etme imkânını veren eleştirel oryan-
                 talizm çalışmalarının gerçekleştirilmiş olması, daha sonra da Kur’an’ı
                 anlamaya yönelik ciddi araştırmalara ağırlık verilmeye başlanması, bir
                 başka anlatımla sübûtundan emin olunan dinî metinlere emek verme
                 özleminin açığa vurulması ve İslâm muhitiyle diyalog ihtiyacının bilimsel
                 düzeyde hissedilir olması, bu hususu kanıtlayan bir delildir. Bir taraftan
                 Hıristiyanlığın tevhid esasına aykırı yaklaşımlarını mahkûm etme diğer
                 taraftan da bu çevrenin bilginlerini diyaloga davet etme başlıca konuları
                 arasında olan bu sûrenin başlarında bu âyet-i kerîmenin yer almış olması
                 da bu açıdan dikkat çekicidir. Hıristiyan ilâhiyatı alanında son dönem-
                 lerde yapılan bazı araştırmaların ve girişimlerin, daha önceleri olduğu
                 gibi Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Îsâ ile ilgili olarak yer alan ifadeleri çarpıtarak
                 anlamaya çalışmak yerine, kendini sorgulayan bir sürece yönelmesi bu
                 çevrelerin de artık müteşâbihat peşinde koşmak yerine bunları muhke-
                 matın ışığında kavrama yolunu tercih edeceğine işaret sayılabilir.
                   Müteşâbihat İslâm bilginleri tarafından: 1. Lafız yönünden müteşâbih,
                 2. Mâna yönünden müteşâbih, 3. Her iki yönden müteşâbih (meselâ bk.
                 Elmalılı, II, 1039-1040) şeklinde ayırımlara tâbi tutulduğu gibi; fıkıh
                 usulü ilminde lafızlar açıklık ve kapalılık bakımından incelenirken muh-
                 kem ve müteşâbih terimleri üzerinde özel olarak durulmuştur (meselâ
                 bk. Fethi Düreynî, el-Menâhic el-usûliyye fi’l-ictihâd bi’r-re’y fi’l-fıkh el-
                 İslâmî, s.154-161). Öte yandan, İslâm bilginleri müteşâbih âyetlerle ilgili
                 özel eserler kaleme almışlar ve bu konuda geniş bir literatür oluşmuştur.
                   Bazı yazarlara göre bu âyette geçen “kitap”tan maksat Kur’an-ı Kerîm
                 değildir. Bu görüşün sahibi olan Süleyman Ateş’in konuyla ilgili bazı ifa-
                 deleri şöyledir: “Şimdi Medine devrinin 9. yılında hıristiyan heyetiyle
                 Hz. Peygamber arasında geçen tartışmalar üzerine indiği rivayet edilen
                 bu âyetlerde zikredilen “el-kitab” ile Kur’an’ın değil, Kur’an’ın kaynağı
                 olan ana kitabın, yani Tevrat ve İncil’in de esasının kastedildiği açıktır.
                 İşte hıristiyanlara ve daha genel deyimiyle kitap ehliyle tartışma üzerine
                 inen bu âyetlerde hıristiyanların kutsal kitabına işaret ediliyor, o kita-
                 bın muhkem âyetleri yanında müteşâbih (çeşitli anlamlara çekilebilecek
                 tarzda birbirine benzer) âyetlerinin de bulunduğu... anlatılıyor” (II, 14);



          498
   491   492   493   494   495   496   497   498   499   500   501