Page 493 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 493

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7



           birinden gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık ve çelişki bulurlardı!”
           (Nisâ 4/82). İşte Kur’an’da zâhir (ilk anda hatıra gelen) anlamları açısın-
           dan birbirleriyle uyumlu olmayan ifadelerle karşılaşan bir mümin bunla-
           rın aynı kaynaktan geldiğini dikkate alarak ve müteşâbihleri muhkemle-
           re arzederek görünürdeki çelişkinin gerçek olmadığını ortaya çıkaracak
           fikrî bir çalışma yapar, böylece inancı daha bir güçlenir ve gönlü huzurla
           dolar.
             Bu sûrenin 3. âyetinde Kur’an-ı Kerîm için belirtilen “önceki ilâhî
           kitapları tasdik” özelliğinin pratik sonucu, Tevrat ve İncil’deki ifadelerin
           Kur’an’a aykırı olmayanlarının müslümanlar tarafından da kabulü olduğu
           gibi, Kur’an’dan ve hadislerden çıkarılan mânaların da makbul olması,
           Kur’an’ın esasını oluşturan muhkemata ters düşmemesiyle mümkün-
           dür. Bu sağlama yapılırken, muhkemlerin bütünü “ümmü’l-kitâb” (kita-
           bın esası, temeli) olarak dikkate alınacaktır. Nitekim âyet-i kerîmede de
           “Onlar (muhkemler) kitabın esasıdır” buyurularak muhkemlerin topluca
           bu temeli oluşturduklarına işaret edilmiştir.
             İnsanoğlu akıl ve deney yoluyla pozitif bilimler alanında ne kadar iler-
           lerse ilerlesin daima vahyin yol göstericiliğine muhtaçtır. Vahiy aklı don-
           durmayı değil işletmeyi telkin ettiğine göre vahiyle bildirilenlerin anla-
           şılmasında farklılıklar olması kaçınılmazdır. Fakat fikir dünyasındaki bu
           geniş açılımın hiçbir değer tanımayan bir boyut kazanması vahyin bu yol
           göstericiliğini anlamsız kılar. Muhkematın önemi bu noktada daha açık
           bir biçimde hissedilir.
             Mahiyetini insan havsalasının kaldıramayacağı konularla (meselâ yüce
           Allah’ın sıfatları) ilgili müteşâbih âyetler ve insanlar tarafından bilin-
           mesi dünyadaki nizamı altüst edebilecek konularla (meselâ kıyametin ne
           zaman kopacağı) ilgili müteşâbih âyetler, bir yönden Allah’ın kullarına
           rahmeti, bir yönden de insanoğlu için birer imtihan vesilesidir (bk. İbn
           Atıyye, I, 400-401; Zemahşerî, I, 174-175; Râzî, VII, 169-179; İbn Âşûr,
           III, 154-169; Elmalılı, II, 1035-1045).
             Kur’an-ı Kerîm’in anlaşılması, dolayısıyla İslâm düşüncesi ve mede-
           niyetinin oluşumuyla bu âyet-i kerîme arasında önemli bir bağ bulun-
           duğu düşünülebilir. Zira âyetin Kur’an-ı Kerîm âyetlerini muhkem ve
           müteşâbih şeklinde iki temel gruba ayırıp bu konuda bir kriter vermeme-



                                                                                   495
   488   489   490   491   492   493   494   495   496   497   498