Page 488 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 488

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7



                         lini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki:
                         Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim
                         sahipleri düşünüp anlar.

                 Tefsiri
                 7. Kitabın âyetleri “muhkem olanlar” ve “müteşâbih olanlar” şeklinde iki
                 kısma ayrılmakta ve muhkem olanlar hakkında “ümmü’l-kitâb” (kitabın
                 esası, temeli) dendiği halde müteşâbih olanlar için herhangi bir nitelen-
                 dirme yapılmaksızın kötü niyetle bunların peşine düşenler kınanmaktadır.
                 Daha sonra müteşâbihatın te’vilinin (hangi anlama yorumlanabileceğinin)
                 sadece Allah tarafından bilindiği yahut Allah’ın bilmesi yanında, ilimde
                 yüksek mertebeye erişmiş kişiler tarafından da bilinebileceği şeklinde iki
                 farklı tefsire imkân veren bir ifade yer almaktadır.
                   Bu âyeti yorumlayan İslâm bilginleri âyette geçen “kitap” kelimesiyle
                 Kur’an’ın kastedildiği hususunda fikir birliği içindedirler (İbn Atıyye, I,
                 400; Süleyman Ateş’in bu konudaki farklı görüşüne aşağıda değinilecek-
                 tir).
                   Muhkem sözlükte “engellenmiş, dış etkilere karşı korunmuş, güvenilir,
                 sağlam, bozulamaz” gibi anlamlara gelir. Müteşâbih ise sözlükte “araların-
                 da birbirinden ayırt edilemeyecek ve zihin karıştıracak derecede benzer-
                 lik bulunan iki şey” demektir.
                   Muhkem ve müteşâbihin terim anlamları ve bu âyette hangi mânada
                 kullanıldıkları hakkında âlimler arasında fikir birliği bulunmamaktadır.
                 Şevkânî yedi tanıma yer verip bunları eleştirir ve kendi tercihini şöyle
                 belirtir: Muhkem, “ister kendi başına ister başka ifadeler dikkate alın-
                 dığında mânası ve delâleti açık seçik anlaşılan”; müteşâbih ise, “gerek
                 kendi başına gerekse başka ifadeler dikkate alındığında mânası ve delâ-
                 leti açık seçik anlaşılmayan”dır (I, 348-349). Bu sebeple Râzî her eko-
                 lün kendi görüşüne uygun âyetleri muhkem, karşı görüşe uygun olanları
                 ise müteşâbih olarak niteleme gayreti içinde olduğuna dikkat çeker (VII,
                 169). Aşağıda açıklanacağı üzere, âyetin son kısmında yer alan müteşâbi-
                 hatın anlamının kimler tarafından bilindiğine ilişkin ifadenin tefsiri, bu
                 iki kelimenin buradaki terim anlamlarının belirlenmesinde temel etkeni
                 oluşturmaktadır.



          490
   483   484   485   486   487   488   489   490   491   492   493