Page 485 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 485

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 5 – 6



           kat çekilmekte ve Cenâb-ı Allah’ın dilediğinde bir insanı babasız olarak
           da dünyaya getirebileceğine işaret edilmektedir.
             b) Hz. Îsâ’nın Kur’an’da “rûhullah” ve “kelimetullah” olarak nitelen-
           mesi. Hıristiyanlar Hz. Muhammed’e “Sen, ‘Îsâ Allah’ın ruhu ve kelime-
           sidir’ demiyor musun? O halde bu da onun Allah’ın oğlu olduğunu gös-
           terir” demişlerdi. Onların bu istidlâllerini reddetmek üzere müteakip
           âyetlerde yüce Allah’ın âyetlerinin muhkem ve müteşâbih kısımlarına
           ayrıldığı hatırlatılmakta ve Hz. Îsâ ile ilgili bu nitelemelerde ilâhî beya-
           na tam bir teslimiyet gösterme yerine kendi akıllarınca çarpık istidlâl-
           ler yoluyla sapık sonuçlara ulaşmaları kınanmaktadır. Şayet hıristiyanlar
           Kur’an’daki Hz. Îsâ ile ilgili bu nitelendirmelere gerçekten itibar etmiş
           olsalardı, yani vardıkları sonucun dayanağı ve hareket noktası olarak
           Kur’an’ın sesine samimi olarak kulak vermiş bulunsalardı, –kendi tutar-
           lılıkları bakımından– Kur’an-ı Kerîm’in Hz. Îsâ ve tevhid inancıyla ilgili
           açıklama ve uyarılarını da göz ardı etmemeleri gerekirdi.
             Bazı müfessirlere göre bu âyetteki vurgu, natüralistlere reddiye içindir.
           Çünkü onların nazarında tabiat yaratıcı ve tek hâkim güçtür (İbn Atıyye,
           I, 400).
             Bu konuda önemli tahlillere yer veren Elmalılı Muhammed Hamdi de
           özetle şu hususlara dikkat çeker (II, 1029-1035):
             Yüce Allah fâil-i muhtârdır, yani bütün varlık ve olaylar O’nun iradesine
           bağlıdır, fakat O hiçbir hâricî zorunluluğa mahkûm değildir. Buna göre:
             a) O’nun olayların gerçekleşmesinden öncesine ait ilmi öyle eksiksiz ve
           kuşatıcıdır ki, hiçbir gizli işin bu kapsamın dışında kalması düşünülemez,
           dolayısıyla hıristiyan muhitince tevhid görünümü verilerek ortaya atı-
           lan teslîs bilmecesi altında saklı şirkin O’nun bilgisi dışında kalabileceği
           sanılmamalıdır.
             b) O’nun hiçbir desteğe ve yardımcıya ihtiyacı olmadığı gibi, esasen
           evrendekilerin tamamı O’nun kudretinin eseridir. Tabiat, bu kudre-
           tin tekerrür eden tekdüze etkileri, tabiat kanunu dışında cereyan eden
           hârikulâde olaylar da tek düze olmayan etkileridir. Bir başka anlatımla,
           doğa kanunları o kudrete etki edemez, bilâkis o kudretin hükmü altında-
           dır; “tabiat kanunu” bizâtihî sonuç doğuran gücü (müessir) değil, sonuç
           meydana getirme yöntemini ifade eder. Nitekim tabiat kanununun temel
           niteliği “ıttırat” (tek düzelik) olduğu halde, karakter farklılıklarının ve



                                                                                   487
   480   481   482   483   484   485   486   487   488   489   490