Page 498 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 498

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7



                 lanımdan hareketle bir genelleme yapıp yukarıdaki sonuca ulaşması isa-
                 betli görünmemektedir. Kaldı ki, bu zorlanmış yorumuyla yazar, gerek bu
                 âyette gerekse Nisâ sûresindeki âyette derin bilgi basiret sahibi âlimler
                 anlamında kullanılan ve övgü içeren “râsihûn fi’l-ilm” ifadesini mânası
                 dışına taşırmakta, ayrıca meâlindeki tercihi ile çelişen bir tefsir yapmış
                 olmaktadır. Zira tefsirde böylesine yerdiği kişiler hakkında meâlde şu
                 ifadeyi kullanmaktadır: “İlimde ileri gidenler, ‘Ona inandık, hepsi rab-
                 bimiz katındandır’ derler” (II, 12).
                   Diğer yandan yazarın konuya ilişkin ifadelerinde şu çelişkiler de dik-
                 kat çekmektedir: 1. Yazar âyet-i kerîme için şöyle bir meâl vermekte-
                 dir: “Kitabı sana O indirdi. O’nun bazı âyetleri muhkemdir... diğerleri
                 de müteşâbihtir” (II, 12). Açıktır ki âyet-i kerîmede “sana” denirken Hz.
                 Muhammed’e hitap edilmektedir ve yazarın da bu konudaki fikri farklı
                 değildir. Hz. Muhammed’e indirilen kitabın Kur’an olduğu ise bellidir.
                 “Kitap” kelimesinin hemen ardından gelen “minhü” ifadesindeki zami-
                 rin bu kitaba değil de başka bir kitaba delâlet ettiğini söyleyebilmek için
                 ikna edici delil getirilmesi gerekir. Yazar bunun delilini açıklamayı tefsir
                 kısmına bırakmış olsa bile tefsiri ve meâli arasında çelişki bulunmaması
                 için “O’nun bazı âyetleri...” derken “O” zamiriyle neyin kastedildiğine
                 dair parantez içinde bir açıklama koyması uygun olurdu. 2. Yazar “Fakat
                 müteşâbih hakkında en doğru görüş, İbn Kesîr’in dediği gibi mânası
                 kapalı olan âyetlerdir” derken (II, 12) kendisi “âyet” kelimesiyle hıristi-
                 yanların ve / veya yahudilerin kutsal kitaplarının âyetlerini kastetmiş olsa
                 bile, İbn Kesîr’in bunu kastettiğini söylemek mümkün değildir. 3. Yazar,
                 Râgıb el-İsfahânî’nin müteşâbih taksimine ve (Resûlullah’ın Hz. Ali ve
                 İbn Abbas için yaptığı duadan da delil getirerek) bir kısım müteşâbihleri
                 ileri gitmiş bilginlerin bilebileceğine dair ifadesine yer verdikten sonra
                 “Şüphesiz Râgıb’ın bu fikri daha isabetlidir” diyerek kendi tercihini orta-
                 ya koymakta (II, 13), dolayısıyla buradaki “müteşâbihat”la Kur’an’daki
                 müteşâbihlerin kastedildiğini kabul etmektedir.
                   Şu hususa dikkat edilmelidir ki, bu eleştiriler âyet-i kerîmede Ehl-i
                 kitap âlimlerinin tevhid inancına aykırı fikirleri için Kur’an’daki bazı
                 ifadelerden destek arama gayreti içine girdiklerine de işaret bulunduğu-
                 nu kabul etmeme anlamında değildir. Burada Ateş’e katılmanın mümkün



          500
   493   494   495   496   497   498   499   500   501   502   503