Page 495 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 495
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7
Esasen bizâtihî Kur’an-ı Kerîm’in bu konuda kesin bir kıstas koyma-
ması, bir zamanda veya bir kısım bilginlerce müteşâbih gibi düşünülen
ifadelerin başka bir zamanda veya başka bilginler tarafından muhkem
olarak telakki edilebilmesini ya da bunun aksinin meydana gelmesini
tabii kılmaktadır. Fakat müteşâbihlerin mânasını bilebilmek için ilim-
de belirli pâyeye erişmiş olmak şart olduğuna göre, herhangi bir âyetin
müteşâbihattan olduğuna hükmetmek için bu şart öncelikle gereklidir.
Dolayısıyla fikir hürriyetinin anarşi derecesine ulaşması halinde bili-
min hakemliği söz konusudur. Bu konuda görüşüne değer verilecek bilim
adamları için âyette kullanılan ifade “râsihûn fî’l-ilm” şeklindedir. Bu,
derinlemesine bilgi ve basiret sahibi anlamındadır. Ayrıca bu kişilerin
âyette anılan ve övülen özelliği samimi bir iman sahibi olmaları ve hep-
sinin Allah katından olduğuna yürekten inanmış bulunmalarıdır. İşte bir
taraftan çok çeşitli düşünce ve yorumlara açık geniş bir alan bırakılırken,
bir taraftan da anılan özelliklerde ilim temsilcilerinin bulunmasının
istenmesi, İslâm toplumlarını her dönemde, sapkın yorumları ve zihinle-
ri örselemekten başka amacı olmayan fikirleri ayıklayan bir bilim kadro-
su oluşturma görevi ile karşı karşıya getirmektedir. Bu, topluma yüklen-
miş bir görev olduğu için “kifâî vecîbe”lerdendir. Bu görevi ifa edebilecek
nitelik ve nicelikte bir kadronun yetiştirilmesiyle bütün toplum vebalden
kurtulur, aksi halde tüm toplum sorumlu olur.
Bu konuda dikkat çeken bir nokta da, müslümanların yorum metodo-
lojisi konusunda çok önemli bir imkâna sahip olmuş bulunmalarıdır.
Gerçekten müslümanlar kutsal kitapları olan Kur’an-ı Kerîm’in sübûtu
(dinin tebliğcisi Hz. Muhammed’in bildirdiği şekle uygunluğu) konu-
sunda herhangi bir kuşku ve sorunları olmadığı için bu kitapta yer alan
her kelimenin ve üslûbun söz sahibi yüce Allah tarafından özellikle seçil-
miş olduğu esasından hareket edebilmişlerdir. Bu, müslümanlardan
başka hiçbir dinin mensuplarına nasip olmamış bir özelliktir. Kitâb-ı
Mukaddes üzerinde asırlardır büyük emek sarfeden bilim çevrelerinin,
özellikle yahudi ve hıristiyan din adamlarının Tanrı sözü olmadığını ken-
dilerinin de kabul ettikleri veya bu özelliği ve çelişkiler içerdiği bilimsel
olarak ispat edilmiş dinî metinleri yorumlama uğruna çok büyük maddî
ve mânevî imkânlar tahsis etmiş olmaları dinlerine olan bağlılığı gös-
497

