Page 494 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 494

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 7



                 si, müteşâbih olanların anlamlarını bilmenin kullar için mümkün olup
                 olmadığı hususunu yoruma açık bırakması ve mümkün olduğu ihtimalini
                 de ilimde derinleşmiş olma şartıyla sınırlamış olması, bir taraftan düşün-
                 ce hürriyeti diğer taraftan da yüce kudrete teslimiyet konusunda geniş
                 ufuklar açmaktadır. Bizâtihî Kur’an-ı Kerîm, kendisinin hem mânası
                 açık hem mânası kapalı âyetlerden oluştuğunu ifade etmek suretiyle, önce
                 muhatabını hangilerinin muhkem, hangilerinin müteşâbih olduğunu
                 belirlemek üzere düşünmeye yöneltmekte, fakat bu konudaki tercih hangi
                 yönde daha ileriye götürülürse götürülsün, hem tamamını müteşâbih say-
                 ma noktasına vardıracak yaklaşımı hem de hiçbir konuda farklı anlamlara
                 müsaade etmeme noktasına varan yaklaşımı geçersiz kılan bir açıklama
                 yapmış olmaktadır. İnançlı bir insan ne kadar araştırma ruhuna sahip
                 olursa olsun kendisini, tâbi olduğu dinin kaynağındaki tahditlerle sınırlı
                 sayar. Nitekim Ortaçağ Avrupası’nda kilisenin fikri hapseden ve hapisle
                 uslanmazsa idam eden tahditlerinin sonuçları ortadadır. Şayet Kur’an,
                 bu konuda  –tevhid gibi temel inanış konuları dışında– düşünme özgür-
                 lüğünü kısıtlayan kesin sınırlar getirmiş olsaydı herhalde müslümanlar,
                 İslâm’ın ilk devirlerinde gerçekleştirdikleri, felsefe ve bilimler tarihi
                 içinde göz kamaştırıcı bir yer tutan atılım ve gelişmeyi başaramazlardı.
                 Bununla birlikte Kur’an, Allah’ın şerîkinin (ortağı) bulunup bulunmadığı
                 gibi bir konunun da tartışılabilirlik düzeyinde bırakılmasını, dolayısıyla
                 din adamları ve onlardan destek alan yahut onlara destek veren bir kesim
                 tarafından menfaat aracı olarak telakki edilmesini de onaylamamıştır.
                   Düşünce için engin ufuklar açan âyetin teslimiyet konusunda getirdiği
                 asgari sınır muhkemliğinde tereddüt olmayan hususlardır. Bunun yanı
                 sıra müteşâbih kabul edilen hususlarda da yukarıda açıklandığı üzere âye-
                 tin bir yorumuna göre teslimiyet tavrı övülmüştür. Diğer bir yoruma göre
                 ise müteşâbih sayılanların gerçek anlamlarını bilen yüce Allah olmakla
                 beraber, O’nun sonsuz ilim ve kudretine içtenlikle teslim olma erdemine
                 erişmiş, objektif yaklaşımlara sahip ve alanında derinleşmiş bilim adam-
                 ları da bunların veya bir kısmının bilgisine erişebilirler.
                   Kınanan tutum ise kötü niyetle, zihinleri karıştırmak için yola koyul-
                 mak, te’vili amaç haline getirmek yani ana hükümleri göz ardı edip hep
                 müteşâbihata uymak, canının istediği mânalara Kur’an’ı alet etmektir.



          496
   489   490   491   492   493   494   495   496   497   498   499