Page 436 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 436
2 / BAKARA SÛRESİ · 275 – 281
laştıran faiz insanların var oluş temellerini yıkmakta, karşılıklı yardım,
sevgi, merhamet ve şefkati yok etmekte, bencil insanlar türetmektedir.
Faizcilik insanda kazanmayı tek hedef haline getirdiği için ömürler bu
uğurda tüketilmektedir. Bu gidiş hem ülke içinde hem de ülkeler arasında
kuvvetlinin zayıfı sömürmesine yol açtığı için iç ve dış barış da tehlikeye
düşmektedir.
Günümüzde sermayenin küçük tasarruflardan oluştuğu ve faizin de bu
tasarrufların sahiplerine (yani zenginlere değil, dar ve orta gelirlilere)
dağıtıldığı, faiz akışının zenginden dar gelirliye doğru yön değiştirdiği ve
geliri tabana yaydığı ileri sürülmektedir. Ancak bu iddia gerçekte olanı
yansıtmaktan uzaktır. Çünkü küçük tasarrufları toplayan banka ve ban-
kerler gibi aracı kurumlar, az faiz vererek toplamak, çok faiz alarak yatı-
rımcı ve girişimciye vermek durumundadırlar. Böylece aslan payı ken-
dilerinin olmakta, yüksek faizin kamçıladığı enflasyon, küçük tasarruf
sahiplerinin gerçek kazançlarını azaltırken toplumun daha büyük kesi-
mini oluşturan dar gelirlileri ve yoksulları ezmektedir. Zira bu kesimin ne
tasarrufu ne de faiz geliri vardır.
Tefsir etmekte olduğumuz “Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak ser-
semlettiği kimse gibi kalkarlar” ifadesi şu iki soruyu hatıra getirmektedir:
a) Bu kalkış dünyada mıdır, yoksa öldükten sonra mıdır? b) İnsanları cin
ve şeytan çarpar mı, cin ve şeytanın tesiriyle akıl hastalığı, sara vb. hasta-
lıklar meydana gelir mi?
1. Eski müfessirler faiz yiyenlerin yeniden dirilip kabirlerinden kalkar-
ken veya buradan mahşerdeki hesabın sonuna kadar sersemlemiş, sara-
ya tutulmuş insanlar gibi çırpınacaklarını, yolda doğru yürüyemeyip sağa
sola yalpalayacaklarını ifade etmiş, âyeti böyle anlamışlardır. Âyet böyle
anlaşılırsa hakikat mânasına çekilmiş olur. Râzî bu konudaki yorumları
naklettikten sonra kendi tercih ettiği yorumu özetle şöyle ifade etmiş-
tir: Buradaki şeytan çarpması veya dokunması cinnet ve saraya yol açan
ve böylece insanların psikolojik ve biyolojik dengelerini bozan bir etki
değildir; “Takvâ sahipleri, içlerine şeytandan gelen bir saptırıcı fikir doğ-
duğunda düşünüp hemen gerçeği görürler” (el-A‘raf 7/201) meâlinde-
ki âyette söz konusu edilen saptırıcı fikrin etkisi de ahlâkî ve mânevîdir.
İnsanlara iki yönden telkin ve çağrı gelir: Şeytan maddî hazlara, şehve-
438

