Page 431 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 431

2 / BAKARA SÛRESİ · 275 – 281



             İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre hadislerde sayılan mal-
           lar örnekleme yoluyla zikredilmiştir, maksat “bunlar ve bunlar gibi olan-
           lar” demektir. Bunlar gibi olanların ölçüsüne gelince: 1. İmam Şâfiî’ye
           göre ölçü (illet, belirleyici vasıf) altın ve gümüşte nakit (tabii ödeme aracı,
           tabii para) olmak, diğer dört maddede ise aynı cinsten yiyecek olmaktır.
           2. Ebû Hanîfe’ye göre aralarında ribâ gerçekleşen mallar hacim veya ağır-
           lık ölçüleriyle ölçülerek alınıp satılan mallardır. Bu malların aynı cinsten
           olanları birbiriyle fazlalıklı peşin veya –eşit olsun fazlalıklı olsun– vere-
           siye mübâdele edildiğinde (alınıp satıldığında) ribâ gerçekleşmiş olur.
           Altınla gümüş tartıyla, diğer dört madde ise ölçekle ölçülerek satılan mal-
           lara örnektir. 3. İmam Mâlik’e göre altın ve gümüşte illet nakit olmaları,
           diğer maddelerde illet, temel gıda maddeleri veya bunları kullanılır ve
           korunur hale getiren madde olmalarıdır; sonuncusunun örneği tuzdur.
           4. Abdülmelik b. Mâcişûn’a (ö. 212/827) göre illet faydadır, faydalanmak-
           tır (intifâ). İnsanların faydalandıkları her şeyde –cinsi cinsine– fazlalıklı
           mübâdele faizcilik olur (Râzî, VII, 85 vd.).
             Altı madde dışında kalan maddelerin de faize konu olduğunu söyleyen
           müctehidler, bu maddeleri yukarıda özetlenen vasıflara göre ayırmışlar
           ve bu vasıfları taşıyan maddeler belli şekil ve şartlarda alınıp satıldıkla-
           rında faizin gerçekleşeceğini, diğerlerinde gerçekleşmeyeceğini söyle-
           mişlerdir. Bir malı aynı cins mal karşılığında, parayı da para karşılığın-
           da veresiye ve fazlalıklı (100 verip bir müddet sonra 105 almak gibi) alan
           ve satanın faizcilik yapmış olduğu hükmü, hadiste sayılan altı maddede
           ittifakla, diğer maddelerde ise –illet konusundaki görüş farklarına bağ-
           lı olarak– ihtilâfla benimsenmiştir. Ayrıca Câhiliye ribâsı denilen “borç
           verirken, vadeye göre fazlalık şart koşma veya vadesinde ödenmeyen bor-
           cu ilâve meblâğ ve mal karşılığında erteleme” şeklindeki işlem ittifakla
           ribâdır, faizdir ve haramdır.
             Borçlunun alacaklıya enflasyon farkını ödemesi faiz değildir. Çünkü bu
           fark reel bir fazlalık değil, alınanla ödenenin eşitlenmesini sağlayan, ada-
           leti gerçekleştiren bir rakam fazlalığından ibarettir.
             Faizin haram kılınması ve yasaklanmasının hikmeti (gerekçesi, sebe-
           bi) üzerinde eskiden beri düşünülmüş ve çeşitli açıklamalar yapılmıştır.
           Burada Gazzâlî, Râzî ve İbn Âşûr tarafından ileri sürülen gerekçeler özet-



                                                                                   433
   426   427   428   429   430   431   432   433   434   435   436