Page 428 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 428

2 / BAKARA SÛRESİ · 275 – 281



                 ve kötü etkileri yalnızca faizi alan ve verenle sınırlı kalmamış, bütün top-
                 luluğun ekonomik, sosyal ve ahlâkî hayatını etkilemiştir.
                   Kur’an’daki ismi ribâ olan faiz alıp verme, Mekke’de nâzil olan ve müş-
                 rikleri muhatap alan “İnsanların malları arasında ribâ yoluyla artsın diye
                 verdikleriniz Allah katında artmaz...” (Rûm 30/39) meâlindeki âyetle
                 kınanmış, böylece ileride yasaklanacağına işaret buyurulmuş, Medine’de
                 –tefsir ettiğimiz âyetten önce geldiği anlaşılan– “Ey iman edenler! Kat kat
                 faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz” (Âl-i İmrân 3/130)
                 meâlindeki âyetle yasaklanmış, nihayet bu âyetle hem yasak pekiştiril-
                 miş hem de akla gelen bazı sorular cevaplandırılmıştır. Bu âyetlerin de
                 ilk muhatapları müşrikler, yahudiler, faizi helâl bilenlerdir. Çünkü âyetin
                 devamında bu grupların, “Alım satım da faiz gibidir” dedikleri zikredil-
                 miştir. Müminlerin daha önceden yasaklanmış bulunan faiz için bunu
                 demeleri mümkün değildir. Ancak gayri müslimlere hitap eden âyetlerin
                 hemen tamamının dolaylı olarak müminler için de bir uyarı olduğu belli-
                 dir. Ayrıca araya giren, “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten
                 iman etmiş iseniz faizden kalanı (alacaklarınızı) bırakın” meâlindeki âyet
                 doğrudan müminlere hitap etmektedir. Bunun da gerekçesi bazı mümin-
                 lerin henüz faizcilikten kendilerini kurtaramamış olmaları, bazılarının
                 yukarıda nakledilen benzetmenin tesiri altında kalmaları ihtimali ve
                 önceden yapılmış faizli akidlerden kalma alacakların helâl olup olmadığı
                 konusundaki şüphelerin giderilmesidir. Nisâ sûresinde gelecek olan bir
                 âyet (4/161) Yahudilik gibi diğer semavî dinlerde de faizin yasaklandığı-
                 nı ifade ve bu hükmün evrenselliğine işaret etmektedir (Yahudilik’te faiz
                 yasağı için bk. Çıkış, 22/25; Tesniye, 23/19-20. Tesniye’deki ifadeye göre
                 faiz yahudiler arasında yasak, yabancılardan alınması ise câizdir. Nisâ
                 sûresindeki âyet, aslında onlarda da faizin mutlak olarak yasak ve haram
                 olduğuna, yahudilerin sonradan kitaplarını tahrif ederek yabancılardan
                 faiz almayı câiz hale getirdiklerine delâlet etmektedir).
                   Ribâ ile aynı kökten gelen kelimelerde “tepe, çıkıntı, fazlalık” mâna-
                 ları vardır. Ribâ kelimesi de “fazlalık” (ziyade) mânasına gelmektedir.
                 Râgıb el-İsfahânî’nin ifade ettiği gibi ribâ, “sermayeye eklenen fazla-
                 lık” demektir. Ancak din bu fazlalığın bir kısmına ribâ deyip diğerlerine
                 dememiştir. Bir fıkıh terimi olarak ribâ, “belli malların, belli şekillerde



          430
   423   424   425   426   427   428   429   430   431   432   433