Page 429 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 429

2 / BAKARA SÛRESİ · 275 – 281



           yapılan satım akdi ile değişiminde şart koşulan veya hâsıl olan fazlalık ve
           ödünç verilen malın geri ödenmesinde şart koşulan fazlalık” anlamına
           gelir.
             İslâm’dan önce Arap yarımadasında faizcilik oldukça yaygındı. Adına
           “Câhiliye ribâsı” denilen bu faiz uygulamasında fazlalık ödemenin erte-
           lenmesine dayanıyordu. Alacaklı ya başta, yani alacak doğuran satım ve
           ödünç verme gibi işlemler yapılırken, borcun bir müddet sonra ödene-
           cek olması sebebiyle bir fazlalığı şart koşardı ya da mevcut borcun vadesi
           gelip de ödenemediğinde erteleme karşılığı olarak bir ek ödeme (fazlalık,
           ziyade) üzerinde anlaşma yapılırdı. Çoğunlukla borçlar vadesinde ödene-
           mediği için her vade geldikçe, tahakkuk eden faiz de ana paraya eklenerek
           tamamından, yeni vadeye karşı yeni fazlalık istenir ve böylece faiz sebe-
           biyle borç katlanarak artar ve devam ederdi. Âl-i İmrân sûresindeki âyet
           (3/130) bu vâkıaya da işaret ederek faizi yasaklamış, burada tefsir edilen
           âyetler ise “katlanarak artan, katlanarak artıp giden” kaydını da koyma-
           dan o gün bilinen ve uygulanan ribâyı yasaklamış, daha doğrusu yasağı
           tekrarlayarak teyit etmiştir. “Katlanarak artan” kaydı bir vâkıayı naklettiği
           (olup biteni anlattığı) veya bunun vicdanlara sığmaz bir zulüm olduğunu
           dile getirmek istediği için –mânayı tersine çevirerek– “Ana paranın bir
           ve daha fazla katına ulaşmayan faiz câizdir” şeklinde bir hüküm çıkarmak
           mümkün değildir (İbn Âşûr, IV, 86). Burada maksat, yasaklamaya kayıt
           koymak (ihtirâzî kayıt) değil, yasaklanan faizin giderek ulaştığı sonucu,
           olup biten vâkıayı hatırlatmaktır (vukuî kayıt).
             “Bilinen ve uygulanan” ribâ, yukarıda tanımlanan Câhiliye ribâsıdır.
           İslâm ribâ kelimesinin içeriğinde bir değişiklik yapmış mıdır? Kur’an’da
           ve Sünnet’te kullanılan ribâ kelimesi, Câhiliye devrinde bilinen ribâ
           mıdır, yoksa daha başka işlemler ve fazlalıklar da naslar tarafından ribâ
           kavramı içine sokulmuş mudur? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir:
           a) İbn Abbas, İbn Ömer ve Muâviye’ye göre Kur’an’da yasaklanan ribâ
           Câhiliye ribâsıdır, yani ödemeyi erteleme karşılığında şart koşulan ve alı-
           nan fazlalıktır. Peşin yapılan fazlalıklı değişimler (ribe’l-fadl) ribâ kap-
           samına girmez. “Ribâ ancak veresiye olandadır, peşin olanda ribâ yoktur”
           (Müslim, “Müsâkat”, 102, 103; Buhârî, “Büyû‘“, 79) meâlindeki hadis-
           ler de bunu teyit etmektedir. Fahreddin er-Râzî’nin de işaret ettiği gibi



                                                                                   431
   424   425   426   427   428   429   430   431   432   433   434