Page 437 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 437

2 / BAKARA SÛRESİ · 275 – 281



           tin doyurulmasına ve hayatı, Allah’tan başka şeylerle doldurmaya çağırır.
           Melek de dine ve takvâya davet eder. Şeytanın çağrısına uyanlar arasında
           faiz yiyenler de vardır. Bunlar dünyaya ve geçici nimetlere düşkündürler
           ve bu düşkünlük içinde ölünce Allah ile aralarında bir perde hâsıl olur.
           Şeytanın çarpması (telkini, çağrısı, verdiği vesvese) buna uyanları, dün-
           yada Allah’tan uzak kalan, maddî lezzetler peşinde koşarak geçirilen bir
           hayata mahkûm eder. Ömrünü böyle tamamlayanlar âhirette de Allah’ın
           eşsiz lutuf ve yakınlığından mahrum olurlar (Râzî, VII, 88-90). İbn Atıyye,
           bu zalimce kolay kazanma hırsının faizcileri, deliler gibi hareket etmeye
           sevkettiğini, âyette bu halin deliler ve saralıların haline benzetildiğini
           (mecazi mânanın kastedildiğini) ifade etmiştir (I, 372). Çağdaş bazı tef-
           sirciler de cin ve şeytan çarpmış gibi hareket etmekten maksadın “den-
           gesiz, düzensiz, bozuk” hareket olduğunu, bunun öldükten sonra değil,
           dünyada yaşanacağını; fıtrata ve tabii olana aykırı bulunan faizciliğin yay-
           gın olduğu toplumlarda düzenin bozulacağını, sosyal adalet ve dengenin
           ortadan kalkacağını, ahlâkın fesada uğrayacağını, nihayet çatışmaların iç
           savaşa dönüşebileceğini söylemişlerdir (Tabâtabâî, II, 434 vd.).
             2. Râzî tefsirinde, şeytan ve cinin etkisiyle sara gibi hastalıkların mey-
           dana gelip gelmeyeceği konusunda Mu‘tezile’den Cübbâî ile onlara meyil-
           li bir Şâfiî âlimi olan Kaffâl’in yorumlarını nakletmiş, fakat bunları kabul
           veya reddettiği konusunda bir işaret vermemiştir. Kaffâl’e göre insanlar
           bir şeyin çirkinlik ve kötülüğünü ifade etmek istediklerinde buna “şeytan
           işi” derler. Yine halkın önemli bir kısmı sara ve akıl hastalığına cinlerin
           sebep olduğuna inanırlar. Kur’an-ı Kerîm maksadını anlatabilmek için
           bu inancı kullanmıştır. Kaffâl’in bu yorumu, “Kur’an’da gerçek olmayan
           düşüncelerin ve olayların, tenkitsiz ve uyarısız nakledildiği” fikrini yan-
           sıttığı için kabul edilemez.
             Cübbâî’ye göre de cinlerin ve şeytanların böyle bir güçleri ve etkileri
           yoktur. Ruh, mizaç ve bedence zayıf olan kimselere şeytan vesvese verir;
           bu vesvese korkuya, korku da saraya dönüşür; “şeytan veya cinin ken-
           dilerini hasta ettiğini” düşünür ve söylerler. Aklı, bedeni ve ahlâkı tam,
           kâmil ve sağlam olanlarda böyle vesveseler, düşünce ve inançlar olmaz
           (VII, 88-89).
             İbn Âşûr (III, 83) ve Tabâtabâî’ye (II, 437) göre cinnet ve saranın tıp
           bilimi tarafından keşfedilen sebeplerinin bulunması, Allah’ın irade ve



                                                                                   439
   432   433   434   435   436   437   438   439   440   441   442