Page 628 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 628

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 92



                 iki fazilet arasındaki yakınlık vurgulanmaktadır. Ancak bazı âlimler birri
                 “bütün hayırların en tam şekli” takvâyı ise “bütün şerlerin terkedilmesi
                 ve bir daha yapılmaması” şeklinde tanımlayarak bu iki terim arasındaki
                 farka dikkat çekerken, bazıları bunları birbirini tamamlayan ahlâkî fazi-
                 letler olarak değerlendirmişlerdir (bk. Ali Toksarı, “Birr”, DİA, VI, 205).
                 Allah’ın rızâsına, cennetine lutuf ve inâyetine ulaşabilmenin şartlarından
                 biri de kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı nimetleri Allah yolunda
                 kullanmasıdır. Kişi ancak bu takdirde iyiliğe, yani erdemliliğe, ihsan ve
                 sevaba erer, cennete girmeye hak kazanır. Bu sebeple “iman dinin baş-
                 langıcı, iyilik (birr) de gayesi” olarak nitelendirilmiştir. Yine bazı âlim-
                 ler bu konuda şöyle bir açıklama yapmışlardır: “Din iki esastan ibarettir:
                 Allah’ı birlemek ve hayra ulaşma” (Elmalılı, II, 1146; birr hakkında bilgi
                 için ayrıca bk. Bakara 2/177).
                   Müfessirler kişinin sevdiği şeyleri “servet, mevki, ilim ve beden kuvveti
                 gibi maddî ve mânevî imkânlar” şeklinde yorumlamışlardır. Âyet-i kerî-
                 me, sadaka veya Allah yolunda yapılan diğer harcamaların işe yarar, kıy-
                 metli şeylerden yapılmasının gereğine işaret etmekte, aksi takdirde yapı-
                 lan harcamada hedeflenen gayeye ulaşılamayacağını bildirmektedir. Bu
                 tür sosyal harcamalarda verilen şey, bireyin veya toplumun bir ihtiyacını
                 karşılayacak ve onu sıkıntıdan kurtaracak mahiyette olmalıdır. Âyetten,
                 insanın tiksinerek alabileceği şeyleri sadaka veya zekât olarak vermenin
                 insanların hoşuna gitmediği gibi Allah’ın da hoşuna gitmeyeceği ve böy-
                 le bir harcamaya sevap verilmeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim bu durum
                 Bakara sûresinin 177 ve 267. âyetlerinde açıkça ifade buyurulmuştur.
                   Bu tür sosyal harcamalar, kişiyi cimrilik hastalığından kurtarır ve ona
                 kendisini Allah ve insanlar katında yüceltecek cömertlik vasfını kazandı-
                 rır. Sahâbîler buna çok önem vermiş ve en çok sevdikleri mallarını Allah
                 yolunda harcamaktan geri durmamışlardır. Meselâ bu âyet indiği zaman
                 ensarın en zengini olan Ebû Talha, Mescid-i Nebevî’nin karşısında bulu-
                 nan en çok sevdiği Beyruhâ adındaki bahçesini Allah yolunda infak etmek
                 istemiş, Hz. Peygamber bu davranışından dolayı onu överek “gerçek-
                 te kazandıran malın bu mal olduğu”nu belirttikten sonra ona bahçesini
                 akrabaları arasında taksim etmesi tavsiyesinde bulunmuş; o da bu tavsi-
                 yeyi yerine getirmiştir (Buhârî, “Zekât”, 44). Hz. Ömer de en iyi malının
                 Hayber’deki hissesi olduğunu söyleyerek onu Allah yolunda harcamak için



          630
   623   624   625   626   627   628   629   630   631   632   633