Page 624 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 624

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 84 – 91



                 kötülükle anmaları şeklinde açıklanmıştır (Râzî, VIII, 129). Bu ve ben-
                 zeri âyetlerden bazı Zeydiyye müfessirleri belirli olsun olmasın kâfirlere
                 lânet okunmasının câiz olduğu sonucunu çıkarmış ve Nevevî hadislerin
                 zâhirinden (meselâ Buhârî, “Fezâil”, 12; Tirmizî, “Tefsîr”, 3, 12) bunun
                 haram olmadığı anlamının çıktığını söylemişse de, Gazzalî Allah’ın küfür
                 üzere öldüklerini bildirdikleri dışındaki insanlara kâfir de olsalar insan-
                 lara lânet okumanın haram olduğunu belirtir (Kāsımî, IV, 882-883). Bazı
                 hadislerde müminin kimliğini belirleyen özellikler sayılırken, lânetkâr
                 olmanın mümine yaraşmayacağının ifade edilmesi de (Tirmizî, “el-Birr
                 ve’s-sıla”, 48; Buhârî “Edeb”, 44, 45; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 50) bu anlayışı
                 destekler.

                 88. İlk cümlede (“hâlidîne fîhâ”) geçen “hâ” zamirinin “lânet” kelimesi-
                 nin yerine kullanıldığı anlayışından hareketle meâlinde bu cümle “Ebedî
                 olarak bu lânetin içine gömülüp gideceklerdir” şeklinde tercüme edil-
                 miştir. Bu zamirin daha önce geçmemiş olmasına rağmen “cehennem”i
                 belirttiği veya “lânet”i belirtmekle beraber onun sonucunun yani yine
                 cehennemin kastedildiği görüşü esas alınırsa bu cümleye “Ebedî ola-
                 rak cehennemde kalacaklardır” şeklinde mâna vermek gerekir (krş. İbn
                 Atıyye, I, 469; Râzî, VIII, 128-129).

                 89. İslâm’da günah işleyenlere bir daha dönüşü olmayan bir yola gir-
                 miş ve tamamıyla dışlanmış insanlar olarak bakılmadığı ve yüce Allah’ın
                 –işledikleri günahın ağırlığı ne olursa olsun– kullarına karşı ne kadar
                 bağışlayıcı ve merhametli olduğu bu âyette çok açık bir biçimde ifade
                 edilmiştir. 86-88. âyetlerde tasvir edilen günah ve cezadan sonra “töv-
                 be” kapısının hâlâ açık olduğunun belirtilmesi, müslümanlara insanlar
                 arası ilişkilerde de bağışlama ve hoşgörünün yaygınlaştırılmasında baş-
                 kalarına örnek olma ödevini yüklemektedir. Şu var ki büyük günahı işle-
                 yen kişilere tövbe kapısının açılması zâhiren pişmanlık belirtmelerinin
                 istenmesi demek değildir. Nitekim âyette “Ama bundan sonra tövbe edip
                 kendilerini düzeltenler başka” buyurulmuş ve tövbenin samimi olduğu-
                 nun iyi davranışlarla ortaya konması istenmiştir. Buna göre beşerî ilişki-
                 lerde de kusurlu tarafın bağışlanma ve hoşgörülme beklentisi içine girer-
                 ken kendisine düşen vecîbeleri ihmal etmemesi, kuru kuruya bir özür



          626
   619   620   621   622   623   624   625   626   627   628   629