Page 622 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 622
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 84 – 91
çelişmez. Zira ona iman edip destek verenler de artık İslâm dairesi içine,
dolayısıyla anılan ifadenin kapsamına girmiş olacaklardır.
85. İslâm’dan başka din arama çabası içine girmenin hüsranla sonuçla-
nacak beyhude bir gayret olduğu belirtilmektedir. 83. âyette kullanılan
“begā” fiili normal sınırın üstüne çıkan bir isteği, bu âyette kullanılan
“ibtegā” fiili ise arayış çabası içine girmeyi ifade ettiğinden (bk. Râgıb
el-İsfahânî, el-Müfredât, “bğy” md.), burada âyetin baş kısmına “kim
İslâm’dan başka bir din arama çabası içine girerse” şeklinde mâna veril-
miştir.
Râzî iman ve islâmın kapsamı konusunda bu âyetten çıkan anlamla
Hucurât sûresinin 14. âyetinden anlaşılan mâna arasındaki farklılığa işa-
ret eder ve bunların uzlaştırılması için birini dinî terim diğerini sözlük
anlamına göre yorumlamayı önerir. M. Reşîd Rızâ bu yaklaşımı eleştirir ve
onun bu konudaki açıklamalarını kapalı ve birbiri ile uyumsuz bulur (krş.
Râzî, VIII, 126; Reşîd Rızâ, III, 358-361; bu konuda ayrıca bk. Hucurât
49/14, 17).
86. Bu âyette Allah’ın hidayetine lâyık olma vasfını bütünüyle yitiren
inkârcılar hakkında şu üç özellik bir arada zikredilmiştir: a) İman ettik-
ten sonra, b) bu resulün hak olduğuna şahit olduktan sonra, c) kendile-
rine apaçık kanıtlar geldikten sonra inkâr yolunu seçme. Bu tür inkâr-
cılık tam anlamıyla bir inatlaşma ve hakikatlere karşı bile bile direnme
demek olduğundan, müteakip âyetlerde bu davranışın karşılığının da pek
ağır olacağı bildirilmiştir. Nitekim bu tür inkârcılardan âyetin sonunda
“zalimler” diye söz edilmiştir ki, bu, bilerek kendilerine yazık ettikleri-
ne ve göz göre göre kendilerini uçurumdan aşağıya attıklarına işarettir.
Bu âyete şu şekilde de mâna verilmiştir: “Bu resulün hak olduğunu biz-
zat görerek iman ettikten ve kendilerine apaçık kanıtlar geldikten sonra
inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler
topluluğunu doğru yola iletmez” (Râzî, VIII, 128). Öte yandan âyetin başı
sonu dikkate alınarak ve mârife (belirli) olmasına binaen meâlinde “er-
resûl” kelimesine “bu resûl” şeklinde mâna verilmiş olmakla beraber,
bunu Hz. Muhammed’le sınırlandırmaksızın genel olarak “resul” (elçi)
şeklinde anlamak da mümkündür.
624

