Page 541 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 541

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 31 – 32



             Bu sûrenin, Ehl-i kitabın ve özellikle hıristiyanların bazı inanç ve
           tutumlarının yanlışlığını ortaya koyma konusuna ağırlık verdiği göz önü-
           ne alınırsa, bu âyette Allah inancı ve peygamberlik müessesesinin mahi-
           yeti hakkında önemli hususlara dikkat çekildiği farkedilir. Şöyle ki: Allah
           sevgisi ve Allah’a itaatle O’nun peygamberine uyma ve getirdiklerine
           teslim olma arasında sıkı bir bağ vardır. Fakat bu konudaki önemli bir
           incelik, “Allah gibi sevmek”le “Allah için sevmek” arasında büyük fark
           bulunduğudur. Bu fark göz ardı edilirse söz konusu bağın anlamı tersi-
           ne çevrilmiş olur. Nitekim yahudiler Hz. Mûsâ’nın, hıristiyanlar da Hz.
           Îsâ’nın peygamberlik sıfatından ziyade şahsında ısrar ederek bu büyük
           hataya düşmüşlerdir. Böylece hıristiyanlar Hz. Muhammed’i, yahudiler
           hem Hz. Îsâ’yı hem de Hz. Muhammed’i inkâr yolunu tutmuşlar; esa-
           sen tahrife uğramamış haliyle bütün ilâhî dinlerin ortak noktalarından
           olan ve Kur’an-ı Kerîm’de “Allah’ın elçilerinden hiçbirini diğerinden
           ayırmayız” (Bakara 2/285) şeklinde ifade edilen ilkeyi ihlâl etmişlerdir.
           Öte yandan hıristiyanlar Hz. Îsâ’ya olan sevgilerini onun peygamberlik
           sıfatı üzerine kurmadıkları için, başka bir anlatımla bu sevgi ve saygının
           Allah’ın ona elçilik görevi vermiş olmasından kaynaklanması gerektiği
           halde onun şahsını esas aldıklarından, Allah’a şirk koşmaya kadar varan
           sapkın bir inanca kaymışlardır. Bu durum tevhid inancını zedelememek
           için peygamberlik görevinin mahiyetini iyi kavramak gerektiğini açık-
           ça ortaya koymaktadır. Nitekim kelime-i tevhidde ve kelime-i şehâdette
           sadece Allah’tan başka tanrı bulunmadığının ifade edilmesiyle yetinil-
           memiş, Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğu da belirgin bir
           biçimde ortaya konmuştur (Elmalılı, II, 1076-1079).
             Bu âyetin, a) sûrenin başında sözü edilen Necran heyetindekilerin
           “Bizim Îsâ’yı ululayan ifadelerimiz onu sevdiğimizi belirtmek içindir”
           demeleri, b) bazı müslümanların, “Ya Resûlallah! Gerçekten biz rabbi-
           mizi seviyoruz” demeleri, c) yahudilerin “Allah’ın evlâtları ve asıl sevdiği
           kişiler bizleriz” demeleri, d) müşriklerin putlara secde etme gerekçele-
           rini açıklarken “Biz bunlara sırf Allah’a olan sevgimizden ötürü ve bizi
           Allah’a daha çok yakınlaştırsınlar diye tapıyoruz” demeleri üzerine nâzil
           olduğuna dair rivayetler vardır (Allah sevgisi hakkında bk. Bakara 2/165;
           “Allah’ın kullarını sevmesi”nin anlamı için bk. Mâide 5/54).



                                                                                   543
   536   537   538   539   540   541   542   543   544   545   546