Page 546 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 546

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 35 – 37



                 âzâde kılınmış ve kendini sırf Allah’a kulluk etmeye veren; halis bir kul;
                 –Yahudilik’te mâbedin ve özellikle Beytülmakdis’in hizmeti için çocuk
                 adanması uygulamasının bulunduğu noktasından hareketle– “mâbe-
                 de veya kutsal kitabı okuyanlara hizmet eden” gibi anlamlar verilmiştir.
                 İster Allah’a kulluk yönü ister mâbede hizmet yönü vurgulanmak istensin,
                 burada her türlü kayıt ve sınırlamadan uzak mutlak bir adama iradesinin
                 bulunduğu anlaşılmaktadır. O sebeple meâlinde bu kelimeye “kayıtsız
                 şartsız” anlamı verilmiştir.

                 36. İmrân’ın karısı adakta bulunduğu esnada, adadığı konuya (muhte-
                 melen Beytülmakdis hizmetine) elverişli cinsiyete sahip, yani bir erkek
                 çocuğu dünyaya getirme ihtimalini esas almıştı. Çocuğun kız olduğunu
                 görünce, duyduğu üzüntü ve burukluğun ifadesi olarak ağzından şu söz
                 dökülüverdi: “Rabbim! Onu kız doğurdum”. Âyet-i kerîmede “Oysa Allah
                 ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir” buyurularak, bu hayıflanmanın
                 onun işin hakikatini bilmemesinden kaynaklandığı ve dünyaya getirdiği
                 bu kız evlâdın ne kadar ulvî bir mertebeye sahip olacağı ima edilmiştir.
                 İşte bu cümleden sonra gelen “Erkek de kız gibi değildir” cümlesi bazı
                 müfessirlerce bu mâna ile bağlantılı olarak Allah’ın sözünün devamı ola-
                 rak düşünülmüş ve her iki kelimenin başında bulunan belirlilik takısı
                 (lâm-ı ta‘rîf) bilinen birini belirtme anlamı taşıdığı (“ahd” için olduğu)
                 anlayışıyla bu iki cümleye şöyle mâna verilmiştir: “Oysa Allah onun ne
                 doğurduğunu daha iyi bilmektedir; o (onun dilediği) erkek (Allah’ın lut-
                 fettiği ve yüce bir mertebeyle onurlandırılacak olan) bu kız gibi değildir”
                 (Zemahşerî, I, 186); belirlilik takısına bilinen birini belirtme anlamını
                 vermekle birlikte, bu cümleyi Meryem’in ifadesi olarak açıklayan başka
                 bir yorum için (bk. Râzî, VIII, 27). Buna karşılık müfessirlerin çoğunlu-
                 ğu, bu cümlenin Meryem’in annesine ait olduğu, fakat adağın konusunun
                 yerine gelmesi açısından erkek çocuğunun kız çocuğuna üstünlüğünü ve
                 bu konudaki üzüntüsünü belirtmek üzere söylendiği kanaatindedir. Bize
                 göre, bu cümleyi iki cinsten birinin diğerine üstünlüğü değil, Meryem’in
                 annesinin adakta bulunurken –kavminin âdetine uyarak– niyetine aldığı
                 erkek çocuğun kız çocuğundan farklı olduğunu belirten bir ifade olarak
                 düşünmek, hem sözün akışına hem de lafza daha uygun bir yorum olur.



          548
   541   542   543   544   545   546   547   548   549   550   551