Page 547 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 547

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 35 – 37



             İmrân’ın eşinin çocuğuna “Meryem” adını vermesi, –kız çocuğu dünya-
           ya getirmiş olmasına rağmen– onu Allah yoluna adama yönündeki sözüne
           sadakatini sürdürme çabası içinde olduğunu göstermektedir. Zira yukarı-
           da anıldığı üzere Meryem, Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un kız kardeşinin adı-
           dır ve İsrâiloğulları geleneğinde kadın cinsi için Meryem adı çok makbul
           bir isim sayılagelmiştir. Bir de İmrân’ın eşi kızına bu adı vermek sure-
           tiyle onun babasının adıyla Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un kız kardeşi olan
           Meryem’in babası arasında anlamlı bir bağ kurmuş oluyordu. Çünkü o
           da İmrân kızı Meryem idi. Tefsirlerde Meryem adının onların dilinde
           “Allah’a kulluk eden” (Zemahşerî, I, 186) ve “Rabbin hizmetinde olan”
           (Şevkânî, I, 372) anlamına geldiği ileri sürülürse de, Kāsımî Tevrat ve
           İncil’de geçen isimlerin açıklamalarına bakıldığında farklı bir mâna ile
           (“acılık”, “denizin acılığı”) karşılaşıldığını ifade eder (IV, 835). Kitâb-ı
           Mukaddes sözlüklerinde de Meryem’in basit veya bileşik kelime ola-
           bileceği ihtimallerine işaret edildikten sonra bunun ne anlama geldiği
           konusunda pek çok görüş ve izah bulunduğu belirtilir; burada anılan baş-
           lıca mânalar şunlardır: Acı deniz, onların isyanı, denizin hanımefendisi,
           deniz damlası, deniz yıldızı (meselâ bk. H. Lesétre, “Marie”, Dictionnaire
           De La Bible, IV/I, 774-776).
             Meryem’in annesi onun adını koyduktan sonra “İşte ben onu ve soyunu
           kovulmuş şeytana karşı senin korumana bırakıyorum” şeklinde içtenlik-
           le dua etmişti. Bu duada Meryem’in soyunu da zikretmesi, Allah yoluna
           adadığı çocuğunun şeytana uymaması ve iffetini koruması için rabbin-
           den yardım dilemesi veya genel olarak kendi soyundan gelenler için hayır
           duada bulunması şeklinde anlaşılabilir. Bununla birlikte önceki cümleye
           Cenâb-ı Hakk’ın ilhamıyla kızının büyük bir peygambere anne olacağını
           bildiği anlayışı ile mâna verenlerin yorumunu da destekleyici görünmek-
           tedir (“kovulmuş şeytanın şerrinden sığınma”nın anlamı için bk. Fâtiha
           sûresinin başında yer alan “eûzü” hakkındaki açıklama).

           37. Yüce Allah’ın hüsnükabul göstermesi hakkında şu yorumlar yapıl-
           mıştır: Allah, Meryem’in kendi himayesine bırakılması ve şeytanın şer-
           rinden korunması hakkındaki duayı kabul buyurdu; alışılagelmiş uygu-
           lama dışında kalan bir adağı, yani bir kız çocuğunun mâbed hizmetine



                                                                                   549
   542   543   544   545   546   547   548   549   550   551   552