Page 545 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 545
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 35 – 37
ailesinden söz edildiği dikkate alınırsa 33. âyette zikri geçen İmrân’ın da
Hz. Meryem’in babası olan İmrân olarak anlaşılması uygun olur. Buradaki
İmrân Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un babası olarak düşünülse bile, onların da
Meryem adında bir kız kardeşinin bulunduğuna dair rivayet ile Kur’an-ı
Kerîm’de yer alan Hz. Meryem’e “Ey Hârûn’un kız kardeşi!” şeklin-
de hitap edildiği bilgisi (Meryem 19/28) arasında bağ kurulması doğru
olmaz. Böyle bir bağ kurulması, anılan âyet-i kerîmedeki maksadın anla-
şılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. İyi incelendiğinde görülür ki,
kendi toplumunda Hz. Meryem’e “Ey Hârûn’un kız kardeşi!” diye hitap
edilmesi, “onun din kardeşi ve onun soyundan gelen” anlamını taşımak-
tadır. Her ne kadar bir kısım Doğu bilimciler bazı müslüman yazarların
eserlerindeki bu karışıklığa dayanarak Kur’an-ı Kerîm’e eleştiri yönelt-
mişlerse de, Kur’an-ı Kerîm’in bu konudaki açıklamalarında herhangi
bir çelişki ve tarihî verilerle uyumsuzluk bulunmamaktadır. Genellikle
hıristiyan muhitinden gelen bu eleştirilerin objektif olmadığı, kendi
kutsal kitaplarında aynı yönde yer alan bilgilere itiraz etmemelerinden
kolayca anlaşılmaktadır. Nitekim Luka İncili’nde Hz. Zekeriyyâ’nın eşi
Elizabeth için “Hârûn kızlarındandı” (Luka, 1/5) denmektedir (Ömer
Faruk Harman, “Hz. İsa”, İFAV Ans., II, 424).
Bu âyette İmrân’ın hanımı diye anılan ve Hz. Meryem’in annesi olan
kadının ismi Kur’an-ı Kerîm’de zikredilmez. Onun adı İslâmî kaynaklar-
da Hanne, hıristiyan kaynaklarda Anna diye geçer. İmrân’ın hanımının,
karnındaki çocuğu Allah için adamasıyla ilgili değişik rivayetler vardır.
Bunlardan birine göre, uzun zaman çocuğu olmayan İmrân’ın karısı bir
gün bir kuşun yavrusunu beslediğini görünce buna imrenmiş ve yüce
Allah’a yalvarıp çocuk ihsan etmesini dilemiş ve çocuğu olduğunda onu
Beytülmakdis’in hizmetine vermeyi adamıştı. Meryem’e hamile olduktan
sonra da kocası İmrân ölmüştü.
İmrân’ın karısının karnında taşıdığı çocuğu tam anlamıyla Allah’a ada-
dığı ve kabulü için niyazda bulunduğu âyetten açıkça anlaşılmaktadır.
Fakat âyette geçen “muharrar” kelimesi ve adağın içeriği farklı şekil-
lerde yorumlanmıştır. Sözlük anlamı itibariyle muharrar “âzat edilmiş,
tamamen özgürlüğüne kavuşturulmuş, kimsenin kendisi üzerinde hak
ilintisi kalmamış kişi” demektir. Burada kelimeye, dünya işlerinden
547

