Page 552 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 552

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 38 – 41



                 peygamberin yüce Allah’ın dilediğinde olağan üstü sonuçlar yaratabilece-
                 ğini bilmesini böyle bir olaya bağlamanın isabetli olmayacağı gerekçesiy-
                 le bu yorumu eleştirir. Çocukla müjdelenmesi üzerine “Rabbim! Benim
                 nasıl oğlum olabilir?” şeklindeki hayret ifadesinin de dua ettiği hususun
                 gerçekleşebilmesinde kuşku duyduğu yönünde anlaşılmaması gerekti-
                 ğine dikkat çeker ve bu konuda en uygun yorumun Muhammed Abduh’a
                 ait olduğunu belirtir. Bu yoruma göre Hz. Zekeriyyâ Meryem’in kâmil bir
                 imana ve güzel hasletlere sahip olduğunu, özellikle onun basiret şuala-
                 rının sebepler perdesini delip geçtiğini ve kendisine gelen nimetlerin,
                 dilediğini sayısız şekilde rızıklandıran ulu Allah’ın ikramı olduğunun
                 bilincine varmış bulunduğunu müşahede edince kendinden geçmiş, duy-
                 gularından uzaklaşmış, dünyadan ve dünyevî bağlardan sıyrılmış, Allah’ın
                 engin ihsanını ve rahmetini düşünmeye dalmış, işte bu sırada söz konusu
                 dua ağzından dökülüvermişti. Vahdet âlemindeki yolculuğundan sebep-
                 ler âlemine döndüğünde duasının kabul edildiği kendisine haber veri-
                 lince de –tabiat kanunlarının dışında kalan– bu sonucun nasıl gerçekle-
                 şeceğini rabbine sordu (Reşîd Rızâ, III, 296). Reşîd Rızâ bununla birlikte,
                 Hz. Zekeriyyâ’nın sorusunu ifadenin zâhir mânasına göre anlamaya yani
                 bilinen sebepler bulunmadan bu sonucun nasıl meydana geleceğini hay-
                 ret ve merak içinde sormuş olabileceğine bir engel bulunmadığını, ancak
                 peygamberlere yaraşmayacak yorumlara başvurmanın yanlış olduğunu
                 belirtir (III, 298). İbn Âşûr da Hz. Zekeriyyâ’nın böyle bir soru sorması-
                 nın, Hz. İbrâhim’in yüce Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini
                 istemesi ve “Yoksa inanmıyor musun?” buyurulunca “Hayır inanıyorum,
                 fakat kalbim tam kanaat getirsin diye” cevabını vermesine (Bakara 2/260)
                 benzetir (III, 241-242).
                   Hz. Zekeriyyâ’nın eşinin hamile kaldığını bilebilmesi için rabbine dua
                 edip bir alâmet göstermesi dileğinde bulunması üzerine ona insanlara üç
                 gün ancak işaretle konuşacağı bildirilmiş, rabbini çok anması ve günün
                 iki diliminde de (akşam ve sabah) O’nu tesbih etmesi istenmiştir. Tesbîh
                 “yüce Allah’ı anma, O’nu her türlü eksiklikten uzak görme, O’na dua
                 etme” gibi anlamlara gelir. Birçok âyet ve hadiste evrendeki bütün varlık-
                 ların O’nu tesbih ettiğine dair ifadeler bulunmaktadır.
                   Zekeriyyâ’nın bu isteğini, bildirilenlerin vahiy mi yoksa şeytanın telki-
                 ni mi olduğunu ayırt etme, üç gün konuşamamasının da şüpheci tavrının



          554
   547   548   549   550   551   552   553   554   555   556   557