Page 557 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 557
3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 42 – 44
kında kullanılmış olmasından, onun özel ve önemli bir görev için seçil-
diği ve bu sebeple ilâhî lutuflara mazhar kılındığı anlaşılmaktadır.
İlâhî hikmet gereği dinlerin gelişim süreci Hz. Muhammed’in peygam-
berliği ve Kur’an-ı Kerîm’in tebliği ile tamamlanmış olacaktır (bk. Mâide
5/3). Bu son mesajın bildiriminden önce insanlığın geçirdiği aşamalar
içinde Hz. Meryem’e yüklenen misyonun bir benzerinin bulunmadığı
dikkate alınınca bu âyette Hz. Meryem’in özelliklerine yapılan vurgular
daha iyi kavranabilmektedir. İnsanlığın bir erkekle bir kadından yara-
tıldığını, insanların keyfî seçimlerinin değer ölçüsü olamayacağını ve
insanı değerli kılan yegâne ölçütün Allah’a kulluk iradesi ve onun buy-
ruklarına teslimiyet olduğunu bildirerek insanın insan önünde eşit sayıl-
masına çağrıda bulunacak olan Kur’an-ı Kerîm’in (bk. Hucurât 49/13) bu
çağrısına hazırlık için, erkek ve kadın cinsi arasında, toplumda kökleş-
miş hale gelse de haklı gerekçelere dayanmayan ayırımcılığın yanlışlığına
dikkat çekmek üzere çok güçlü bir vurguya ihtiyaç vardı. İşte bu âyette, Hz.
Meryem’e verilen görevle, iki cins arasında yaratılış özelliklerinden kay-
naklanmayıp ancak güçlünün zayıfı sömürmesi şeklinde izah edilebilecek
olan derin ayırıma ve bunu besleyen telakkilere esaslı bir darbe indi-
rilmiş oluyordu. Çünkü bir kadın ilâhî iradenin bir tecellisi olarak, bir
erkekten gebe kalmaksızın bir erkek çocuk dünyaya getirecek ve bu erkek
de yeni bir dinin tebliği ile görevlendirilecekti. İşte Hz. Muhammed’in
geleceğini bildirmekle de vazifelendirilecek olan bu peygamber (Hz.
Îsâ), insanlığın –sadece sömürünün bir parçası olarak zâhiren değer ver-
diği durumlar haricinde– kadını dışlayan tavır ve uygulamalarına karşı
ona “iâde-i i‘tibar”ını sağlayacak İslâm mesajının da müjdecisi olacaktı
(bu konuya farklı bakış getiren bir yorum için bk. Emin Işık, “Niçin Hz.
Meryem?”, Uluslararası Hz. Mevlânâ Vakfı Bülteni, İstanbul, Aralık 1996,
sayı 2, s. 48-49).
Âyet-i kerîmede geçen birinci “ıstafâ” fiili, Meryem’in –alışılmışın
dışında– mâbed hizmetine kabul edilmesi, rızkının ilâhî lutufla özel bir
yoldan kendine ulaştırılması, kendisini tamamen Allah’a ibadete veren
bir kul kılınması ve meleklerle konuşma mertebesiyle onurlandırılması
gibi anlamlarla açıklanmaktadır. Hz. Meryem’in başka kadınlara üstün
kılındığını özellikle belirten ikinci ıstafâ fiili için de şu açıklamalar yapıl-
559

