Page 559 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 559

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 42 – 44



           yabilmek ancak yüce Allah’ın beğenisini kazandığına inanmak ve O’na
           kul olabilmeyi her şeyin üstünde tutar hale gelmekle mümkün olabilirdi
           (İbn Âşûr, III, 244).
             Yahudilik’teki ve Hıristiyanlık’taki namazın şekli hakkında hâliha-
           zırdaki  uygulama  ile  tarihî  bilgiler  ve  Kitâb-ı  Mukaddes’ten  yapılan
           tesbitler karşılaştırılarak, bu âyette geçen “secde” ve “rükû” ile aynen
           İslâm’daki hareket şeklinin mi, o dinlere özgü farklı bir hareketin mi
           yoksa bu kelimelerin “taat, şükür, huşû ve tezellül” (ilâhî kudret önün-
           de nefsini hiç sayma) gibi anlamlarının mı kastedildiği hususunda fark-
           lı yorumlar yapılmıştır (bk. Kāsımî, IV, 841-842; Reşîd Rızâ, III, 300;
           Elmalılı, II, 1097).
             “Rükû edenlerle, eğilenlerle birlikte” kaydı da değişik şekillerde açık-
           lanmıştır: a) Hz. Meryem’e erkeklerle birlikte ibadet mahallinde bulun-
           ma ve toplu ibadete katılma müsaadesi verilerek ona İsrâiloğulları kadın-
           larından farklı bir hususiyet kazandırılmıştır (İbn Âşûr, III, 244). b) Hz.
           Meryem mihraptan (kendine ayrılan bölümden) ayrılmazdı; bu hitap-
           la mâbedde toplu ibadete katılmaya teşvik edildi (Reşîd Rızâ, IV, 300).
           c) O sıralarda kıyamda durup secde etmekle beraber rükûya gidenler ve
           gitmeyenlerin bulunması muhtemeldir. Hz. Meryem’den rükûya giden-
           lerle birlikte hareket etmesi istenmiş olabilir (Zemahşerî, I, 189). d) Bu
           âyet Meryem sûresinin 17. âyetiyle birlikte değerlendirildiğinde Hz.
           Meryem’in bir örtü arkasında durarak toplu ibadete katılmasına müsaa-
           de edildiği, mutlak olarak yorumlandığında ise Hz. Meryem’in erkeklerle
           ancak cemaatle namaz halinde beraber bulunduğu anlaşılır (bk. Elmalılı,
           II, 1097-1098). Süyûtî, bu âyetten hareketle kadınlar hakkında cemaatle
           namazın mendup olduğu (dinen teşvik edildiği) sonucuna ulaşmıştır (bk.
           Kāsımî, IV, 842).

           44. Birçok müfessir bu âyeti şöyle yorumlamışlardır: Hz. Muhammed’in
           muhatapları onun, Hz. Zekeriyyâ, Yahyâ, Meryem ve annesi hakkında-
           ki bu haberleri okuma veya rivayet yoluyla bilmesinin mümkün olma-
           dığından emin idiler. Geriye ya bunları bizzat müşahede etmesi ya da
           ilâhî bir bildirim yoluyla bilmesi ihtimalleri kalıyordu. İşte âyet-i kerî-
           mede “Sen onların yanında değildin” buyurularak Resûlullah’ın bil-
           gisinin  vahiyden  kaynaklandığının  âşikâr  olduğuna  dikkat  çekilmiş



                                                                                   561
   554   555   556   557   558   559   560   561   562   563   564