Page 536 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 536

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 28 – 30



                 gizlenen niyetlerin Cenâb-ı Allah’ın bilgisi dışında olmadığının hatırla-
                 tılması, yasaklanan ilişkilerin, İslâm inancına sadakati her şeyin üstünde
                 tutmaksızın birtakım kişisel zaaflar uğruna imanı tehlikeye sokan veya
                 müslümanların zararına olan dostluklar tesis edilmesi veya bu tür dost-
                 lukların korunması olduğunu göstermektedir.
                   Hz. Muhammed’in, peygamberliğinden önceki dönemde ortağı olan
                 Sâib b. Abdullah’ı Câhiliye devrindeki erdemli davranışlarından ötürü
                 övmesi, gençliğinde Mekke’de haksızlıkların önlenmesi amacıyla oluş-
                 turulan “Hilfü’l-Fudûl”a (gönüllüler ittifakı) katılmış ve peygamberlik
                 yıllarında da bu girişimden memnuniyet ve övgüyle söz etmiş olması
                 (İbn Sa‘d, et-Tabakātü’l-kübrâ, I, 128-129), bu sûrenin 75. âyetinde Ehl-i
                 kitap mensuplarının “dürüstlük” ölçütüne göre tasnife tâbi tutulması,
                 Resûlullah’ın yahudilerle ve müşriklerle yazılı anlaşmalar yapmış olması
                 gibi deliller ve hepsinden önemlisi Enbiyâ sûresinin 107. âyetinde Hz.
                 Muhammed’in bütün yaratılmışlara “rahmet” olarak gönderildiğinin
                 bildirilmesi göstermektedir ki, İslâmiyet, başka dinlerin mensuplarıyla
                 temas kurmayı, barış ve esenlik içinde yaşamanın yöntemlerini geliştir-
                 mek ve ilâhî bir lutuf olarak insanın doğasına yerleştirilmiş olan (“fıtrat”a
                 uygun) ahlâkî erdemleri beşeriyetin en yüce değerleri sayıp onları yük-
                 seklerde tutmak için iş birliği yapmayı yasaklamak şöyle dursun, bunu
                 İslâm mesajını bütün insanlara ulaştırma (tebliğ) görevinin bir parçası
                 saymıştır. Bunun sonucu olarak insanlık tarihinde farklı dinlere mensup
                 kimselerin güven duygusu içinde birlikte yaşayabilmeleri konusunda en
                 başarılı siyasî ve sosyal ilişki örneklerinin müslümalar tarafından sergi-
                 lenmiş olduğu görülmektedir.
                   Müslümanların bu alanda ortaya koydukları farklılığın güven duygu-
                 su içinde yaşama hissini verebilmekle sınırlı kalmadığı, değişik dinlerin
                 mensuplarının bir taraftan kendi inançlarına göre yaşama özgürlüğüne
                 sahip olduğu, bir taraftan da adalet, hoşgörü, yardım severlik ve benze-
                 ri erdemlerin çok belirgin biçimde gözlenebildiği bir sosyal yapı oluş-
                 turdukları, müşahedelerini objektif bir bakışla kaleme alan birçok Batılı
                 yazarın hayranlık dolu ifadelerinden anlaşılmaktadır. Kuşkusuz, “yara-
                 tana saygı ve yaratılmışlara iyi davranma” şeklindeki iki umdenin İslâmî



          538
   531   532   533   534   535   536   537   538   539   540   541