Page 535 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 535

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 28 – 30



             Gerek nüzûl sebebi olarak zikredilen olaylar, gerekse “kâfirûn” (inkâr-
           cılar) kelimesinin Kur’an-ı Kerîm’deki kullanımları dikkate alınarak
           burada dost edinilmemesi istenenlerin müşrikler, münafıklar veya genel
           olarak tüm inkârcılar olabileceği yorumları yapılmıştır. Nüzûl sebebi ne
           olursa olsun âyet bütün zamanlarda geçerli genel bir ifadeye sahiptir (İbn
           Atıyye, I, 419).
             Kur’an-ı Kerîm, müslümanların başka dinlerin mensuplarıyla ve bil-
           hassa putperestlerle farklı konumlarda çok çeşitli ilişkiler içinde bulun-
           dukları yirmi üç yıla yakın bir zaman dilimine yayılmış olarak nâzil
           olduğundan, bu konuya ilişkin âyetlerde üslûp ve içerik farklılığının
           bulunması tabiidir. Müslümanların müslüman olmayanlarla ilişkilerini
           düzenleyen âyetler ve Resûlullah’ın uygulamaları topluca değerlendiril-
           diğinde, delillerin şu iki noktada görüş ayrılığına meydan vermeyecek
           ölçüde açık olduğu görülür:
             a)  Hangi  sebeple  olursa  olsun  müslümanın  –kendi  inançlarından
           tâviz vererek– müslüman olmayana inanç bakımından yakınlık duyma-
           sı, onları bu anlamda dost edinmesi kendi imanını tehlikeye sokan bir
           durumdur.
             b) İnançların zedelenmesine yol açacak bir tarzda olmaksızın, İslâm’ın
           insana bakışını gösteren örnek davranışlar sergilemek, dünya hayatı-
           nın düzen ve istikrarını sağlamak ve bu çerçevedeki yararlarını koru-
           yup geliştirmek amacıyla müslümanların gayri müslimlerle iyi ilişkiler
           içinde olması yasaklanmayıp aksine özendirilmiştir. Bu anlayışa para-
           lel olarak, devletler umumi hukukunda milletlerarası ilişkiler için yapı-
           lan dostane ilişkiler ve hasmane ilişkiler şeklindeki temel ayırım esas
           alındığında, İslâm’ın tavrının bunlardan birincisini kural, ikincisini ise
           istisna telakki etme şeklinde olduğu söylenebilir. Bu tarz ilişkilerin âyet-
           i kerîmede kullanıldığı anlamıyla “velâ” (dostluk) olmadığı açıktır. Bu
           kelimenin başka âyetlerdeki, özellikle “Allah Teâlâ”nın en iyi dost oldu-
           ğunu belirten âyetlerdeki kullanımı dikkate alınırsa, burada yasaklanan
           dostluğun, “inanç birliğinden veya yakınlığından ötürü sevgi besleme,
           güven duyma ve bel bağlama” anlamında olduğu kolayca anlaşılır. Gerek
           âyetin sonundaki ağır müeyyide yani bu ikaza uymayanların Allah’ın
           dostluğunu yitirmiş olacaklarının bildirilmesi gerekse müteakip âyette



                                                                                   537
   530   531   532   533   534   535   536   537   538   539   540