Page 530 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 530

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 26 – 27



                         Meâli
                         26. De ki: “Ey mülkün gerçek sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine
                         verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de
                         alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Hiç kuşku yok sen her şeye
                         kadirsin. 27. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın.
                         Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğine sayısız
                         rızık verirsin.”

                 Tefsiri
                 26.  Mülk kelimesi tefsirlerde genellikle şu anlamlarla açıklanmıştır:
                 “Peygamberlik, kudret, yönetme gücü, zafer, egemenlik, ilim, servet,
                 itibar, akıl, sağlık gibi her türlü maddî ve mânevî imkân”. Bazı müfes-
                 sirler bu anlamlardan birini veya birkaçını tercih ederken, bazıları âyeti
                 bu anlamların hepsini kapsayacak şekilde yorumlamışlardır. Zemahşerî,
                 Allah’a nisbet edilen birinci mülk kelimesinin genel ve kapsamlı, diğer
                 iki mülk kelimesinin ise özel ve bütünün parçaları mesabesinde olduğu-
                 nu belirtir (I, 182).
                   Sûrenin başında belirtilen nüzûl sebebinin (Necran hıristiyanlarını
                 temsilen Medine’ye gelen heyetle yapılan tartışmaların) yanı sıra tefsir-
                 lerde şu olay da bu âyetlerin nüzûl sebebi olarak zikredilir veya âyetler-
                 de buna işaret bulunduğu belirtilir: Hendek Savaşı öncesinde kazılacak
                 hendeğin krokisi Resûlullah tarafından çizilip Medine halkından her on
                 kişilik gruba 40 zirâlık (1 zirâ = 68 cm.) kazı görevi verilmişti. Selmân-ı
                 Fârisî’nin de içinde bulunduğu grup kazı yaparken çok büyük bir kaya orta-
                 ya çıktı. Bütün çabalarına rağmen ancak küçük parçalar koparabildiler,
                 kayayı parçalayamadılar. Durum Resûlullah’a arzedildi. Hz. Peygamber
                 hendeğe inip balyozla üç darbede kayayı parçaladı. Her defasında ortalık
                 şimşek çakar gibi aydınlandı. Resûlullah tekbir getirdi, müslümanlar da
                 tekbir getirdiler. Sonra Hz. Peygamber her vuruşta gördüğü ışıkları ileri-
                 de Rum (Bizans) ve Fars (İran) egemenliği altındaki yerlerin ve Yemen’in
                 müslümanlar tarafından fethine yüce Allah’ın bir müjdesi olarak yorum-
                 ladı. Müslümanlar bunu sevinçle karşılayınca münafıklar “Korkunuzdan
                 savaşamayıp hendek kazıyorsunuz. Hal böyle iken bunlara nasıl inanabi-
                 liyorsunuz!” diyerek onları alaya aldılar (Zemahşerî, I, 182).
                   Mülkü “peygamberlik” olarak anlayan müfessirler, “mülkün geri alın-
                 ması” ifadesine şu açıklamayı getirirler: Yahudiler son peygamberin



          532
   525   526   527   528   529   530   531   532   533   534   535