Page 513 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 513

3 / ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ · 14



             Âyet-i kerîmede atlar anlamına gelen “el-hayl” kelimesinin sıfatı ola-
           rak zikredilen “el-müsevveme”, “meralarda otlamaya bırakılmış” mâna-
           sına da geldiğinden, meâlin “salma atlar” şeklinde olması da mümkün-
           dür. Gerek bazı tâbiîn müfessirlerinden nakledilen görüşler (meselâ bk.
           İbn Atıyye, I, 409-410; Râzî, VII, 197) gerekse üslûp dikkate alınarak,
           meâlinde “soylu atlar” denmiştir. Ayrıca “özel yetiştirilmiş atlar” şek-
           linde anlamak da mümkündür. At çok eski zamanlardan beri insanoğlu-
           nun sürat, gösteri, yiğitlik, yarış, egemenlik duygu ve arzularının tatmini
           konusunda önemli bir sembol olagelmiştir. Çağımızda da sürat araçla-
           rının çeşitliliği ve gelişmişliği atın bu özelliğini unutturabilmiş değildir
           (İbn Âşûr, III, 182).
             Esasen hars “toprağı yarmak” anlamında bir masdardır. Toprağı işle-
           mek suretiyle yetiştirilen bitkileri, yani hem ekinleri hem bağ, bahçe türü
           yerlerde üretilen ziraî mahsulleri kapsayan bir isim olmuştur; fakat ağır-
           lıklı olarak tahıl için kullanılır.
             Tefsirlerde  burada  zikredilenlerin  kim  tarafından  çekici  kılındığı
           hususunda geniş bir biçimde durulur ve kelâm sahasındaki görüşlerle
           bağlantılı olarak tüm fiillerin yaratıcısının Allah olduğu teziyle Allah’ın
           kötüyü murat etmeyeceği tezi etrafında kümeleşen izahlar yapılır. Nihaî
           tahlilde “yaratma” anlamında olmak üzere bunları cazip kılanın Allah
           olduğu fakat bunlardan kötü olanlara yüce Allah’ın “çağrı”da bulunduğu-
           nun düşünülemeyeceği açıktır.
             Müfessirlerin bir kısmı, âyetin üslûbunu ve diğer bazı âyet ve hadis-
           leri göz önüne alarak burada sayılanlara rağbet etmenin kötülendiği
           kanaatine ulaşmışlardır. Buna karşılık diğer kısmı, evrendeki imkânla-
           rın insanın faydalanması için yaratıldığını bildiren (Hac 22/65; Lokmân
           31/20), Allah’ın kulları için var ettiği nimetlerden –yasaklanmış biçimde
           olmaksızın– yararlanmak isteyenleri engellemeyi kınayan (A‘râf 7/32)
           âyetlerden hareketle bunların kötüleme amacıyla değil, fıtrî bir realiteye
           işaret ettikten sonra sırf dünya nimetlerine bel bağlamanın kalıcı olan
           âhiret mutluluğunu tehlikeye sokabileceğine dikkat çekmek için zikre-
           dildiğini savunmuşlardır. Gerek âyetin sonundaki ve müteakip âyette-
           ki ifadeler, gerekse Bakara sûresinin 202. âyetinde olduğu gibi dünya ve
           âhiret hayatını dengeleme anlayışını öven âyetler ve aynı temayı işleyen
           hadisler, burada bir taraftan dünyevîliğe hapsedilmiş bir hayatın ne kadar



                                                                                   515
   508   509   510   511   512   513   514   515   516   517   518