Page 320 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 320
2 / BAKARA SÛRESİ · 204 – 207
Aynı bölümü “hâkimiyeti ele alma” mânasında yorumladığımızda söz
konusu âyetler ikiyüzlü ve aldatıcı siyasetçilere karşı uyarı anlamı da taşı-
maktadır. Gerçekten kendilerini barışçı, insancıl, haksever gibi yaldızlı
niteliklerle takdim eden bazı münafıkların, işbaşına geldiklerinde ilk iş
olarak insanların “ürünlerini” yani gelir kaynaklarını kurutmaya, “nesil-
lerini” bozmaya kalkıştıkları sıkça görülmektedir.
Hucurât sûresinde de bildirildiği üzere (bk. 49/12) müslümanların
genellikle insanlar hakkında hüsnüzan beslemeleri esas olmakla birlikte
konumuz olan âyetler, hüsnüzannın olur olmaz insanların her söyledikle-
rine aldanıp kapılma, her yüze gülene ahmakça inanma anlamına gelme-
diğini göstermekte ve böylece önemli bir uyarı değeri taşımaktadır.
“Allah’tan kork!” şeklinde çevirdiğimiz 206. âyette geçen ifadedeki
takvâ kökünden gelen kelime aslında, “müminin Allah’a duyduğu derin
saygıdan dolayı bu tür münafıkça tutum ve davranışlardan uzak durması”
anlamına gelmektedir. Bu da gösteriyor ki insanı münafıklık, riyakârlık,
fitne ve fesatçılık gibi ahlâksızca davranışlardan alıkoyacak en güvenilir
erdem takvâdır. Zira Allah’a saygısı olan bu anlamda O’ndan korkan insa-
nın doğru olan her kurala da saygılı olacağı açıktır. Aynı âyet insanların
takvâ erdemine ulaşabilmeleri ve her durumda dürüstçe davranabilme-
leri için gurur, kibir gibi egoist ve yıkıcı duyguları aşmaları gerektiğini
göstermektedir. Zira bu tür duygular, yapılan uyarıların haklılığı üzerinde
düşünüp taşınmayı engellemekte, hatta giderek daha kötü ve yanlış dav-
ranışlara sürüklemektedir. Bu yüzden âyette “Artık onun, cehennemi
boylamaktan başka yolu kalmamıştır” anlamında, “Ona cehennem yeter”
buyurulmuştur.
Buna göre insanın, “İyi ve doğru olan nedir?” gibi bir soruyu içtenlikle
sorması, böyle bir arayışa yönelebilmesi, bu husustaki uyarıları sağlıklı
değerlendirebilmesi için önce gurur, kibir vb. saptırıcı duyguların tutsak-
lığından kurtulup Allah’ın buyruğunu kendisine ölçü alması, rehber edin-
mesi gerekir. İşte 207. âyette “İnsanlardan öylesi de vardır ki, kendisini
Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya adamıştır. Allah, kullarına çok şefkatli-
dir” buyurularak bu şekilde bir içtenliğe, temiz ve dürüst dindarlığa işaret
edilmiştir. Şu halde insan kendini ya nefsânî tutkularını tatmine adar ya
da Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya adar. Bu da insanın bütün davranış-
ları hususunda iki farklı ölçü verir: İlk ölçüyü esas alan insan kişisel çıkar
322

