Page 316 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 316
2 / BAKARA SÛRESİ · 197 – 203
önce (arefe günü, 9 Zilhicce) bu bölgede yapılır. Bir hadise göre Arafat’ın
tamamı vakfe yeridir (Müslim, “Hac”, 149); fakat Hz. Peygamber
Cebelirahme’nin eteğinde vakfe yaptığı için öteden beri hacılar burada
vakfe yapmakta, bu yüzden vakfe Cebelirahme’nin çevresinde yoğunlaş-
maktadır. Arafat’ta, güneşin tepe noktasında bulunmasından (bir görü-
şe göre tan yerinin ağarmasından) gün batımına kadar bir anlık duruş
bile vakfe için yeterlidir. Hanefî mezhebine göre arefe günü güneşin
tepe noktasına gelmesi anından batmasına kadar Arafat sınırları içinde
kalmak vâciptir. Daha sonra Arafat’tan kitleler halinde inilerek Mekke
yönündeki Müzdelife’ye doğru yola çıkılır.
Meş‘ar-i Harâm Müzdelife bölgesinde bulunan Kuzah dağındaki bir
tepenin adıdır; bu tepe dolayısıyla Müzdelife’nin tamamına da Meş‘ar-i
Harâm denir. Hacılar Arafat’tan sonra buraya gelir ve arefeyi bayrama
bağlayan geceyi burada geçirir, ikinci bir vakfe daha yaparlar. 198. âyette
bu hususa işaret edildikten sonra, 199. âyette –buyruk sözcüğü içermekle
beraber– esasen müslümanların, bir mahşer topluluğu görünümünde,
Allah’tan af ve mağfiretler dileyerek, kitleler halinde Mina’ya doğru yola
çıkışlarının canlı bir tasvirine yer verilmektedir.
200-202. Müfessirlerin kaydettiği rivayetlere göre İslâm’dan önceki
Araplar, haccı tamamladıktan sonra (bazı rivayetlerde Mina’da halkalar
halinde oturup) atalarının büyüklüğü konusunda nutuklar çeker, onlarla
övünme yarışına girerlerdi. Müslümanlar, dolaylı bir biçimde bu yanlış
uygulamayı reddetmeye, bunun yerine müşriklerin atalarını anmaların-
dan daha güçlü bir biçimde Allah’a hamd ve şükredip O’nu anmaya çağ-
rılmaktadır (Taberî, II, 295-297).
İbn Abbas ve Atâ gibi âlimlere isnat edilen başka bir yoruma göre âyetin
anlamı genel olup, “Küçük çocuklar babalarını nasıl sevgiyle anar, onlar-
dan yardım, ilgi ve destek beklerse siz de Allah’ı o şekilde, hatta daha
güçlü ve canlı olarak zikredin, O’na sığınıp yardımını dileyin” anlamına
gelmektedir (Taberî, II, 297; İbn Atıyye, I, 276).
“Ama insanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ı anıp dua ederken, ‘Ey rab-
bimiz! Bize bu dünyada ver’ derler” meâlindeki ifadede, bu şekilde dua
edenlerin, iyi-kötü ayırımı yapmadan sadece “Bize dünyada ver” dedik-
318

