Page 314 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 314

2 / BAKARA SÛRESİ · 197 – 203



                 dirmekten korkmak, yani O’na ve O’nun koyduğu dinî ve ahlâkî kanun-
                 lara saygı duymaktır. Takvânın bu şekilde tâzimi, ifade ettiğini gösteren
                 güzel örneklerden biri olan Hac sûresinin 30-33. âyetlerinde: a) Allah’ın
                 koyduğu kanunlara, ödevlere tâzim göstermek, b) Putlara tapmaktan
                 kaçınmak, c) Yalancı şahitlikten kaçınmak, d) Tevhide bağlı kalmak ve
                 Allah’ın belirlediği şiârlara, yani İslâm’ın alâmetleri olan temel değerle-
                 re tâzim göstermekten söz edildikten sonra “Bunlar kalplerin takvâsın-
                 dandır” buyuruluyor. “Kalplerin takvâsı”ndan maksat, samimi ve riyasız
                 saygı duygusudur. Benzer bir yaklaşım aynı sûrenin 37. âyetinde geçen
                 “Kurbanlarınızın etleri de kanları da Allah’a ulaşmaz; fakat O’na sizin
                 takvânız ulaşır” meâlindeki âyette görülüyor. Bu âyet açıkça, bütün dinî
                 ve ahlâkî faaliyetlerimizi Allah’a saygı ve O’nun rızâsını kazanma niyetiy-
                 le yapmamız gerektiğini gösteriyor.
                   Bazı âyetlerde takvâ, bütün kötülükleri ifade eden “fücûr” kelimesinin
                 zıddı olarak kullanılmıştır. Bununla ilgili birkaç âyetin meâli şöyledir:
                 “(Yemin olsun) nefse ve onu (insan olarak) şekillendirip düzenleyene;
                 ona kötü ve iyi olma kabiliyetlerini (fücûr-takva) verene! Nefsini arındı-
                 ran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu arzularıyla başbaşa bırakan da ziyan
                 etmiştir” (Şems 91/7-10). Bu âyetlerde takvânın anlamı iyice belirgin-
                 leşmiş bulunmaktadır. Çünkü burada nefsin yani insan ruhunun bütün
                 yetenekleri ve işlevleri arasında iyi olanlarına “takvâ”, kötü olanlarına
                 da “fücûr” denilmiştir. Hemen ardından “Nefsini arındıran kurtuluşa
                 ermiştir” buyurularak açıkça takvâ bir ruhî arınma ve gelişme olarak gös-
                 terilmiştir. Bunun zıddı olan fücûr ise ruhu kirleten, günahlara batırıp
                 alçaltan duygu, düşünce ve davranışları ifade etmektedir.
                   Sâd sûresinin 26-28. âyetlerinde takvâ siyasî ahlâkı da içine alacak
                 şekilde kullanılmıştır. Burada verilen ölçülere göre müttaki (takvâ sahi-
                 bi) bir yönetici, yönetimini adalet ve hakkaniyet ölçülerine göre sür-
                 dürür; hüküm ve kararlarında keyfî arzularına uyup Allah’ın tayin ettiği
                 ölçülerden sapmaz. Takvâ sahibi yönetici inançlı kişidir ve kendisi için
                 olduğu gibi halkı için de en iyi, en yararlı olan işleri yapar. Fâcir (kendini
                 günahlarla kirletmiş) yönetici ise kötü arzularına uyup Allah yolundan
                 sapmıştır; o, yönetimiyle ülkeyi bozup tahrip eder.



          316
   309   310   311   312   313   314   315   316   317   318   319