Page 310 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 310
2 / BAKARA SÛRESİ · 197 – 203
Bu döneme “hac mevsimi” denir. Görüldüğü gibi âyetin hükmü genel-
dir (âm); yani hac ibadetini meydana getiren fiillerin bu süre içinde ne
zaman yapılacağına ilişkin bir belirleme yoluna gidilmemiştir. Bu belir-
lemeyi Hz. Peygamber yapmış, İslâm ümmeti de asırlar boyu bu uygula-
mayı devam ettirmiştir. Resûlullah “Vedâ haccı” denilen hayatının ilk ve
son haccından bir yıl önce, hicretin 9. yılı Zilhicce ayında (Nisan 631) Hz.
Ebû Bekir’i hac emîri tayin ederek 300 müslümanla birlikte Mekke’ye
gönderdi. Hz. Ebû Bekir, o yılın hac günlerinde müslümanlara haccın
esaslarını öğretti. Ertesi yılın 25 Zilkadesi’nde (22 Şubat 632) büyük
bir müslüman kitlesiyle hac yolculuğuna çıkan Resûlullah, Zilhicce’nin
4. günü Mekke’ye ulaştı. Bu sırada muhtelif bölgelerden gelen müslü-
man hacı adaylarının sayısı 100.000’i aşmıştı. Hz. Peygamber, yanın-
daki müslüman kitleyle birlikte 5, 6 ve 7 Zilhicce günleri Mekke’de
kaldı. Bu esnada kudûm (Mekke’ye ilk geliş) tavafı yaptılar, makam-ı
İbrâhim’de iki rek‘at namaz kıldılar, Safâ ile Merve arasında sa’y yap-
tılar. 8 Zilhicce’de Mina’ya gidildi; 9 Zilhicce sabahı Müzdelife üzerin-
den Arafat’a geçildi ve vakfe yapıldı (bu, haccın rükünlerindendir). Hz.
Peygamber burada ünlü Vedâ hutbesini irat etti. Hutbe aynı anda ağızdan
ağıza Arafat’taki bütün müslümanlara aktarıldı. Daha sonra Müzdelife’ye
inildi ve âyette de anılan Meş‘ar-i Harâm’da istirahat edildi. 10 Zilhicce
sabahı Cemretü’l-Akabe’ye varıldı, yedişer taş atıldı (şeytan taşlandı).
Resûlullah’ın Mina’da da bir hutbe okumasından sonra kurban kesimi
yerine gidilip kurbanlar kesildi. Bütün müslümanlar tıraş olup ihramdan
çıktılar; Kâbe’ye gidip tavâf-ı ifâda yaptılar (buna ziyaret tavafı da denir;
haccın rüknü olan tavaf budur). Sonraki teşrik günlerinde Mina’ya gidi-
lerek cemreler tamamlandı. Beşinci günü sabah namazından önce vedâ
tavafının yapılmasıyla hac ibadeti tamamlanmış oldu.
İşte âyette “Hac, bilinen aylardadır” buyurularak genel bir ifade ile
anılan hac ibadetinin yerine getirilme vakti, bizzat Hz. Peygamber’in
bu uygulamasıyla tam olarak tayin ve tesbit edilmiş oldu, bugüne kadar-
ki bütün uygulamalar da bu şekilde sürdürüldü. Bu sebeple âyette geçen
“Hac, bilinen aylardadır” şeklindeki mutlak ifadeye bakarak, bu ibade-
tin belirtilen iki ay on günlük müddet içinde başka günlerde de ifa edi-
lebileceğini veya bazı güçlükleri azaltmak ya da ortadan kaldırmak için
312

