Page 307 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 307

2 / BAKARA SÛRESİ ·  196



           ler arasında geçen bir konuşma hem İslâmiyet’in çalışmaya verdiği önemi
           hem de sadaka vermenin gerekliliğini göstermesi bakımından ilgi çeki-
           cidir: Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’nin anlattığına göre Hz. Peygamber “Sadaka
           vermek her müslümanın görevidir” buyurdu. Yanındakiler “Ey Allah’ın
           elçisi, elinde olmayan kişi ne yapsın?” diye sorunca Hz. Peygamberimiz
           “Elinin emeğiyle çalışıp kazanır, böylece hem kendisine yararlı olur
           hem de sadaka verebilir” buyurdular (Buhârî, “Zekât”, 30; “Edeb”, 33).
           Kur’an-ı Kerîm’de ve hadislerde bir yandan sadaka vermenin önemi
           üzerinde durulurken bir yandan da yüzsüzlük ederek insanlardan dilen-
           meyenler övülmekte; el emeğiyle geçinmenin gerekliliği üzerinde durul-
           maktadır (meselâ bk. Bakara 2/273; Buhârî, “Büyû‘“, 15; “Hars”, 12, 15).
           Bazı mutasavvıflar insanın elinde avucunda ne varsa hepsini sadaka olarak
           vermesini büyük bir erdem saymışlarsa da, İslâm bilginlerinin çoğunluğu
           bunu onaylamamıştır. Hz. Peygamber de “Sadakanın en hayırlısı, ihtiyaç-
           tan artakalan maldan verilenidir” buyurmuştur (Müslim, “Zekât”, 95, 97,
           106).
             İslâm dininin getirdiği sadaka anlayışının kurumsal yapı kazanan şek-
           line sadaka-i câriye denir. Sadaka-i câriye deyimi cami, okul, köprü, yol,
           han, hamam, aşevleri, bakımevleri ve yurtlar gibi sosyal hizmetler veril-
           mesi amacıyla gerçekleştirilmiş hayır kurumlarını ifade eder. Bu şekil-
           deki sürekli hayır kurumlarının, özellikle vakıfların doğmasında Hz.
           Peygamber’in şu hadisinin büyük etkisi olmuştur: “İnsan öldükten sonra
           ameli (defteri) kapanır; yalnız şu üç şeyin sevabı devam eder: Sadaka-i
           câriye, yararı sürekli olan ilim ve ölenin ardından dua eden hayırlı evlât”
           (Müslim, “Vasiyet”, 14; Tirmizî, “Ahkâm”, 36).
             İslâmiyet’te en başta gelen hayır olmasının ve İslâm’ın başlıca ibadetleri
           arasında yer almasının yanında vergi niteliği de taşıyan zekât, Kur’an-ı
           Kerîm’de ve hadislerde –bu isminin yanında– sadaka diye de anılır.
           Fitrenin dinî literatürdeki adı da sadaka-i fıtırdır. İslâm dini, özel olarak
           belirlenmiş bu tür sadakalar ve gönüllü sadakalar yanında, bazı yasakların
           ihlâlinin cezası (kefâret) veya bir mazeret sebebiyle yerine getirilemeyen
           görevlerin bedeli (fidye) olmak üzere çeşitli malî dayanışma yükümlülük-
           leri koymak suretiyle de yoksullara yardım edilmesine vesileler hazırla-
           mıştır. Konumuz olan âyetteki sadaka bu son kategoriye girmektedir.



                                                                                   309
   302   303   304   305   306   307   308   309   310   311   312