Page 323 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 323

2 / BAKARA SÛRESİ · 208 – 210



           gereklerinden biri olmak üzere dostluk ve barışa yönelin, Allah’a itaat
           edin; apaçık düşmanınız olan şeytanın kışkırtmalarına uyarak yukarıda
           anılanlar gibi dışı başka içi başka olmayın. Sözünüzle yaşayışınız uyumlu
           olsun; ikiyüzlülük yapmayın, birbirinize karşı düşmanca duygular bes-
           leyip fitne ve fesat çıkarmayın” şeklinde anlamak uygun görünmektedir.
           Taberî ve diğer müfessirlerin kaydettiği bir yoruma göre âyetin muhatabı
           yahudilerdir. Buna göre âyette “Ey Tevrat’a inananlar! Hep birlikte barış
           ve teslimiyet dini olan İslâm’a girin...” buyurulmuştur.


           209. Kuşkusuz buraya kadarki âyetlerde başlıca örneklerine işaret edi-
           len konularda sırf bilgisizlik yüzünden yanlış yapanlar mâzur görülürse
           de, o konularda Allah’ın “açık seçik kanıtlar”ı, âyetleri indikten sonra
           hâlâ yalpalamaya, kötülükler yapmaya devam edenlerin artık mazeretleri
           yoktur. Güçlü ve hakîm olan Allah, onları cezalandırmaya muktedirdir
           ve –eğer bir sebeple affetmezse– cezalandıracaktır. Çünkü Allah han-
           gi yolun silm yolu (İslâm, barış, güven, itaat ve teslimiyet), hangi yolun
           şeytanın ve şeytanca düşünceler taşıyanların yolu olduğunu bildirmiş; bu
           konularda kullarını aydınlatıp uyarmıştır; buna rağmen yoldan sapan-
           ları cezalandıracağını da açıklamıştır. Bu şekilde günah işlemekte ısrar
           edenlere âyette Allah’ın kudretinin hatırlatılması onları tehdit anlamı
           taşımaktadır. Ayrıca O’nun hakîm olarak anılması hem vereceği ceza-
           nın her bakımdan adaletli ve yerinde olacağına hem de kötülük eden-
           leri cezalandırması yanında, iyilik yapanları da ödüllendireceğine işaret
           etmektedir (Râzî, V, 211).

           210. “Allah’ın gelmesi” anlamındaki ifade çeşitli kelâmî doktrinlere göre
           değişik şekillerde açıklanmıştır. Müşebbihe veya Mücessime diye anı-
           lanlar dışındaki bütün İslâm âlimleri, “gelme” fiilinin yaratılmışlara ait
           bir eylem olduğunu, Allah’ın bu tür eylemlerle nitelendirilemeyeceğini
           kabul etmişler; bunlardan Selefîler “müteşâbih” denilen bu tür âyetlerin
           gerçek anlamını Allah’tan başkasının bilemeyeceğini, dolayısıyla bunları
           te’vil ve tefsir etmenin câiz olmadığını, Kur’an’da geçtiği gibi kabul edip
           mânasını Allah’a havale etmek gerektiğini savunurken, kelâm bilginleri-
           nin çoğunluğu bu tür ifadeleri Arap dilinin kurallarına ve İslâm dininin
           genel ilkelerine uygun biçimde yorumlama (te’vil) gereğini duymuşlar;
           bu cümleden olmak üzere konumuz olan âyetteki “Allah’ın gelmesi” ifa-



                                                                                   325
   318   319   320   321   322   323   324   325   326   327   328