Page 298 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 298

2 / BAKARA SÛRESİ · 190 – 195



                 sirlerin çoğu tarafından “Allah’a ortak koşma, inkâr etme (küfür)” şek-
                 linde açıklanmıştır (bk. Taberî, II, 194; Zemahşerî, I, 118; Şevkânî, I,
                 210). Fahreddin er-Râzî ise buradaki fitne kelimesiyle ilgili iki farklı
                 açıklama getirmektedir: 1. Müslümanları dinlerinden döndürme tehli-
                 kesi ve riski, bu yöndeki baskılar, tertipler. 2. Düşman tarafından gele-
                 bilecek toplu saldırı riski.
                   Râzî’nin naklettiği iki yoruma göre de âyetteki savaş buyruğunun asıl
                 hedefi, küfür ve şirki büsbütün ortadan kaldırmak ve herkesi müslüman
                 yapmak değildir. Esasen insanları savaşarak müslüman yapmak pratik
                 bakımdan da imkânsızdır. Çünkü iman bir ikna ve gönüllü kabul işi olup
                 Kur’an-ı Kerîm de bunu açıkça ifade etmiştir (meselâ bk. Kehf 18/29;
                 Hucurât 49/14). Öyle görünüyor ki âyetteki fitne kelimesi Râzî’nin işaret
                 ettiği her iki anlamı da içermektedir.
                   Şu halde âyete göre savaşın ana hedefini, “müslümanları dinlerinden
                 döndürme tehlikesini ve düşman tarafından gelebilecek toplu saldırı ris-
                 kini ortadan kaldırmak, herkes için geçerli bir din ve inanma özgürlüğü
                 ortamı sağlamak” şeklinde özetlemek mümkündür. Çünkü “dinin Allah
                 için olması” yalnız İslâm dinine değil, diğer dinlere inanan ve dinleri-
                 nin gereklerini yaşayanların da baskıya mâruz kalmamaları, kendilerine
                 din seçme hürriyetinin verilmesi hükmünü içermektedir. Çünkü zorlama
                 sebebiyle dile getirilen imanın da ibadetin de hükmü ve değeri yoktur.
                   Âyetin sonunda “Fakat (müşrikler) vazgeçerlerse, artık zalimlerden
                 başkasına saldırmak yoktur” buyurulmakla birlikte, hangi şeyden vaz-
                 geçecekleri belirtilmemiştir. Bu ya küfür ve şirkten veya savaşmaktan
                 vazgeçmek olabilir (Reşîd Rızâ, II, 211). Taberî bu kısmı her ikisinden de
                 vazgeçmek şeklinde yorumlamış ve şöyle açıklamıştır: “Size savaş açan
                 inkârcılar, savaşmayı bırakır da sizin dininize girer, Allah’ın size yükle-
                 diği vecîbeleri kabul eder, putlara tapma âdetlerinden vazgeçerlerse artık
                 onlara saldırmayın, onlarla savaşıp cihad etmeyi bırakın. Çünkü yalnız
                 zalimlere yani Allah’a şirk koşup O’na kulluk etmeyi reddedenlere, yara-
                 tıcılarından başkasına ibadet edenlere saldırılabilir” (II, 195). Ancak yine
                 Taberî’nin aktardığı bilgilere göre (II, 195-196) âyetin, “...zalimlerden
                 başkasına saldırmak yoktur” anlamındaki son cümlesi, “Size savaş açan-
                 dan başkasıyla savaşmayın” şeklinde de açıklanmış olup kanaatimize göre



          300
   293   294   295   296   297   298   299   300   301   302   303