Page 293 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 293
2 / BAKARA SÛRESİ · 190 – 195
lümanın sebep olmadığı bir savaşta teslimiyetçi davranmayı veya giri-
şilen bir savaşı kazanmanın gereklerini, hümanist olduğu ileri sürülen
ütopik fikirlere feda etmeyi de onaylamaz. “Haksızlık etmeme ve haksız-
lığa uğramama”yı emreden âyet (Bakara 2/279) Kur’an’ın bu husustaki
temel kuralı olarak alınmalıdır.
İslâm kültüründe geniş bir kullanım ve etki alanı kazanmış olan âyet-
teki fitne kelimesi, genellikle “sınama, deneme, maddî ve mânevî sıkıntı,
üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme”; özellikle hadislerle diğer İslâmî
literatürde “dinî, sosyal ve siyasî kargaşa” anlamında yaygın olarak kulla-
nılan bir terimdir. İnanç uğruna mâruz kalınan ağır işkence için de fitne
kelimesi kullanılmıştır (meselâ bk. Câhiz, el-Osmâniyye, s. 29, 30, 32, 40).
Fitne her zaman insan için bir sıkıntı veya risk anlamı taşır. Ancak fitne
olarak değerlendirilen bir durumla karşılaşan insanın bunun bir imtihan
olduğu bilincini koruyarak bu tehlikeli sınavı başarıyla sonuçlandırma-
sı mümkündür. Bu açıdan bakıldığında fitne, inanma iradesini daha da
güçlendirme, ahlâkî bakımdan arınma, insanın imanındaki kararlılığını
ve erdemli yaşayışını kanıtlama fırsatı vermesi itibariyle ferdin veya top-
lumun dinî ve ahlâkî gelişmesine katkısı olan bir imtihan ve deneme yolu
olarak da değerlendirilmektedir. Nitekim Cürcânî (et-Ta‘rîfât, “Fitne”
md.) ve Tehânevî (Keşşâf, II, 1156) gibi bazı bilginlerin fitne hakkındaki
tariflerinde bu hususun dikkate alındığı fark edilmektedir.
Kur’an-ı Kerîm’de otuz dört âyette fitne kelimesi, yirmi altı âyette de
türevleri geçmektedir. Fitnenin Kur’an’daki kullanımına göre anlamları-
nı tesbit etme hususunda en önemli kaynak olarak bilinen ve bu bakımdan
bazı özel araştırmalara konu olan Taberî’nin Câmi‘u’l-beyân’ı da dikkate
alındığında fitne ve türevlerinin Kur’an’da başlıca şu mânalarda kullanıl-
dığı görülür: Sınama (ibtilâ), deneme (ihtibâr) ve imtihan (Bakara 2/102;
Tâhâ 20/40, 85, 90, 131); şirk, inkâr, müşriklerin müslümanlara uygula-
dıkları, inkâr ve şirke döndürmeyi amaçlayan baskılar (Bakara 2/191, 193,
217; Nisâ 4/91); dalâlet, sapma, saptırma (Mâide 5/41, 49; Sâffât 37/162);
azap, işkence, ateşe atma (Ankebût 29/10; Zâriyât 51/13, 14; Burûc 85/10);
düşman saldırısı (Nisâ 4/101); Allah’ın, kullarına farklı imkânlar vere-
rek birbirlerine karşı niyet ve tutumlarını ortaya çıkarması (En‘âm 6/53;
Furkan 25/20; bk. Taberî, VII, 206-207; XVIII, 193-194); günah (Tevbe
295

