Page 289 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 289

2 / BAKARA SÛRESİ · 189



           kelimenin çoğul (ehille) kullanılması ayın evrelerine işaret eder (İbn
           Atıyye, I, 261). Buna göre âyetin ilk cümlesini “Sana hilâlin evreleri hak-
           kında soru soruyorlar” şeklinde anlamak uygun olur.
             Tefsirlerde  aktarılan  bir  rivayete  göre  bazı  müslümanlar  Hz.
           Peygamber’e ayın kimi zaman ip gibi ince, kimi zaman da güneş gibi dol-
           gun görünecek kadar çok değişik evreler geçirmesinin “faydasını ve hik-
           metini” (Râzî, V, 120) sormaları üzerine inen bu âyette, incecik hilâlin
           bir ay boyunca bu şekilde sürekli değişmesinin insanlara vakit tayiniyle
           ilgili türlü yararlar sağladığı belirtilmiş, bu yararlardan yalnız hacla alâ-
           kalı olanına işaret edilmiştir. Hicrî takvime göre ay ve yılların hesaplan-
           ması gibi takvim konuları yanında İslâm’ın öngördüğü ramazan orucu,
           zekât, kurban, fitre gibi dinî vecîbelerin ifa edileceği zamanların ayın
           evrelerine yani ay takvimine göre hesaplanması âyette açıklamaya gerek
           görülmeyen yararların belli başlılarıdır.
             Câhiliye dönemindeki bir geleneğe göre Araplar ihramlı iken veya
           daha başka bazı dinî gerekçelerle evlerine girmezler; mutlaka girmeleri
           gerektiğinde de –kapıyı kullanmanın doğru olmadığına inandıkları için–
           evlerin arkasındaki bir pencereden veya açtıkları bir delikten girerler,
           iyi ve erdemli davranışın bu olduğuna inanırlardı. Halbuki bu anlamsız
           bir meşakkatten, şekilcilikten başka bir şey değildir. Ayrıca evdekileri
           rahatsız edeceği için edebe de aykırıdır. Asıl iyi ve erdemli olan davranış,
           anlamsız geleneklerin tekrarı değil, insanın her işini takvâya göre yapma-
           sı yani tutum ve davranışlarını Allah’a saygı, O’nun buyruklarını yerine
           getirip yasaklarından sakınma bilinci içinde yerine getirmesidir.
             “Evlere arkalarından girme” ve “kapılarından girme”nin mecazi ifadeler
           olduğu; “evlere arkalarından girme”nin, bir görüşü savunurken doğru
           yöntemden sapmak; “evlere kapılarından girme”nin ise doğru yöntem
           kullanmak anlamına geldiği de belirtilir. Buna göre âyet şu şekilde te’vil
           edilmiştir: Herhangi bir inancı savunurken konuyla ilgisi bulunmayan
           veya  kesin  olmayan  gerekçeler,  kanıtlar  kullanmayınız.  Gerçeğe
           ulaşmanın bir kapısı vardır, o da açık seçik bilinen bilgi, kesin delildir.
           Şu halde görüşlerinizi ve iddialarınızı bu tür bilgi ve delillere dayandırınız
           (bk. Râzî, V, 126). Böylece âyette, bilime ve gerçeğe ulaşabilmek için en
           uygun metodun kullanılması gerektiğine de işaret vardır.



                                                                                   291
   284   285   286   287   288   289   290   291   292   293   294