Page 285 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 285

2 / BAKARA SÛRESİ · 185 – 187



           Şüphesiz birincisi. Çünkü âyette oruç yasaklarının başlamasıyla ilgili
           sınır  belirlenirken  “fecir”  kavramı  esas  alınmıştır.  “Fecirden  siyah
           ip beyaz ipten sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar” ifadesi, “tan
           yerinin beyazlığı gecenin siyahlığından ayrılıncaya kadar” yani “fecir
           söküp tan yeri ağarmaya başlayıncaya kadar” anlamına gelmektedir. Bu
           konuda rivayet edilen hadisler içinde (Buhârî, “Savm”,16, 17; Müslim,
           “Sıyâm”, 33, 39 vd.; Ebû Dâvûd, “Sıyâm”, 17) geceyi güneşin doğmasına
           kadar götüreni yoktur. Hadislere göre gecenin sonu tan yerinin ağarmaya
           başlamasıdır. Bu sebeplerden dolayı imsakin (orucun başlangıcı) güneşin
           doğmasıyla başlayacağını söyleyen hiçbir müctehid ve müfessir yoktur.
           Bazı zaman, mekân ve durumlarda ağarmanın tesbiti güç olduğundan,
           emin oluncaya kadar yeme içme serbestliğinden faydalanılmasına izin
           verilmiştir. Günümüzde olduğu gibi tan yerinin ağarmaya başladığı –
           birçok araçla ve kolaylıkla– tesbit edilince oruç başlar ve artık orucu
           bozan fiiller yasak hale gelir. b) Ekvatordan kuzeye ve güneye doğru
           ilerledikçe güneşin doğma ve batma vakitleri değişir, uzar ve kısalır,
           nihayet günlerce ve aylarca doğmadığı veya batmadığı enlem derecelerine
           ulaşılır. Bu bölgelerde yaşayan müslümanlar namaz ve oruç vakitlerini
           nasıl ayarlayacaklardır?
             Bazı fıkıhçıların ileri sürdüğü “Normal vaktin olmadığı yerlerde, nor-
           mal mıntıkalara mahsus oruç ve namaz ibadeti de olmaz” düşüncesi isa-
           betli değildir. Allah Teâlâ Mekke ve Medine gibi yerlerde yaşayan müslü-
           manlara hitap ederek yirmi dört saatlik bir zaman dilimi içinde beş kere
           namaz kılmalarını ve yılda bir ay da oruç tutmalarını istemiştir. İbadetin
           sebep ve hikmeti bir yandan insanın ibadetle eğitilmesi, Allah’a yakınlık
           elde etmesi, diğer yandan âhirette geçer akçe olan ecir ve sevabın elde
           edilmesidir. Güneşin aylarca doğmadığı veya batmadığı yerlerde yaşa-
           yan müminler de –çalışma, dinlenme, yeme ve içme gibi hususlarda–
           hayatlarını yirmi dört saate göre düzenlemekte yani normal mıntıkalarda
           yaşayan insanlar gibi yaşamaktadırlar. Bu müminlerin de dinî eğitime ve
           sevaba ihtiyaçları vardır. Bu sebeple ibadetlerini de aya ve güneşe göre
           değil, farazî ve itibarî (sanal) olarak ayarladıkları günlerine göre yapa-
           caklardır.



                                                                                   287
   280   281   282   283   284   285   286   287   288   289   290