Page 281 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 281
2 / BAKARA SÛRESİ · 185 – 187
“oruç tutmakla fidye vermek arasında muhayyer bırakma” hükmünün bu
âyetle kaldırılmış olmasından dolayı diğer ruhsatların da kaldırıldığı zan-
nını engellemektir. Onlara göre “Artık ramazana erişen oruç yerine fidye
veremez, oruç tutacaktır, ancak hasta ve yolcu olanlar başka günlerde kazâ
edebilirler” denilmek istenmiştir.
Bize göre âyetler arasında nesih ilişkisi yoktur. Oruç tutmakta zorlanan-
ların fidye verme imkânları devam etmektedir. Burada iki geçici mazere-
tin tekrar zikredilmesinin sebebi, onların da neshedilmediğini, hükmün
devam ettiğini anlatmaktır. Esasen bu mazeretlerin yukarıda zikredilme-
si bir hazırlık içindir, hüküm ise burada verilmiştir.
Allah’ın ululuğunu gönülden benimseyip dile getirmeye tekbir denir.
“Allahü ekber” cümlesiyle ifade edilen tekbirin mânası “Allah en uludur,
en büyüktür” demektir. Bu cümle aynı zamanda Allah’ın birlik, teklik ve
eşsizliğinin itirafıdır. Çünkü en büyük ve en uludan başkasında bir eksik-
lik, bir küçüklük vardır ve böyle olan bir varlık Tanrı olamaz. Namaza
başlarken, rükûya ve secdeye giderken, kurban keserken tekbir getiren
müminler, bununla ibadetin ancak Allah’a yapılacağını, ondan başka-
sının buna lâyık olmadığını dile getirmektedirler. Ramazan ayını oruç-
lu geçiren, kurban bayramında kurban ibadetini yerine getiren müslü-
manların bayram namazına giderken ve bayram namazını kılarken tekbir
getirmeleri, bayram hutbelerinde hatibin tekbir getirmesi hep aynı mâna
ve hikmete yöneliktir. Ayrıca kurban bayramlarına mahsus olmak üzere
“teşrîk günlerinde” farz namazlardan sonra tekbir getirilmektedir (bk.
Bakara 2/203).
186. Oruç ibadeti anlatılırken Allah-kul ilişkisini çok canlı ve sıcak bir
üslûpla ele alan bu âyete yer verilmesinin bize göre birden fazla sebebi
vardır: a) Bir önceki âyetin sonlarında Allah’ın eşsiz ve benzersiz büyük-
lüğü, ululuğu hatırlatılıp kulların da bunu dile getirmeleri istenmiştir.
Tekbir akla şu soruyu getirmektedir: Bu kadar büyük bu kadar yüce bir
varlıkla küçük, âciz, başı ve sonu belli, fâni, varlığına kendisi hâkim
bulunmayan zavallı bir insanın nasıl bir ilişkisi olabilir? Onun kulluğu,
şükrü ve duası bu büyüklüğe nasıl ulaşır? Âyet, o keyfiyetsiz ve akıl almaz
büyüklüğün sahibi bulunan rabbin kullarına yakın olduğunu, her an ve
her yerde hazır ve nâzır bulunduğunu, fizik ve matematik ötesi büyüklü-
283

