Page 277 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 277

2 / BAKARA SÛRESİ · 183 – 184



           gıçta, müminler oruca alışıncaya kadar böyle bir seçenek getirilmiş, oruç
           tutabilecek durumda olanların da isterlerse fidye vererek bu ibadeti yeri-
           ne getirmelerine izin verilmiş, sonra bu izin kaldırılmış ve gücü yetenle-
           rin orucu tutmaları gerekli kılınmıştır.
             Bizim tercüme ettiğimiz şekil ve katıldığımız mânaya göre ya bünyesi
           veya içinde bulunduğu durum ve şartlar sebebiyle orucu zor tutan, oruç
           tutmakta zorlanan, devam ettiği takdirde hasta olmaktan veya mecbur
           olduğu işini yapamamaktan korkan kimseler oruç tutmak yerine her
           gün için bir fidye verebileceklerdir. Eski zamanlarda yaşlılık yüzünden
           zayıf düşmüş kimselerle emzikli ve hâmile kadınlar “orucu tutmak-
           ta zorlananlar”a örnek olarak zikredilmiştir. Bunlardan yaşlıların oruç
           yerine fidye vereceklerinde ittifak vardır. Diğer ikisine gelince meselâ
           Şâfiî ve Mâlik’e göre bunlar da fidye verirler, sonra da mazeretleri orta-
           dan kalkınca kazâ ederler. Hanefîler’e göre bu ikisi fidye vermezler, son-
           radan tutamadıkları oruçlarını kazâ ederler.
             Günümüzde dökümcü, maden, beton ve yol işçisi, tellâk, hamal gibi
           ağır işlerde çalışan kimselerin de “orucu tutmakta zorlananlar” sınıfına
           dahil edileceği hükmü birçok fıkıhçı tarafından benimsenmiştir. Bunlar
           da zarar gördükleri takdirde oruç tutmak yerine fidye verebileceklerdir
           (İbn Âşûr, I, 167).
             Fidye bir yoksulun bir günlük yiyeceğidir. Fıkıhçılar bunu buğday, arpa
           ve hurmadan bir müd (dört koşam) miktarı olarak belirlemişlerdir. Bu
           yiyecekler Hz. Peygamber döneminde bölgenin temel gıdaları idi. Başka
           zaman ve mekânlarda da fidye “temel yiyeceklerin orta kalitede olanın-
           dan bir günlük ihtiyaç karşılığı” olarak tesbit edilmelidir. Bu miktar fid-
           yenin alt sınırıdır. Âyete göre daha fazlasını vermek, veren için dünya ve
           âhirette hayırlara vesile olacaktır (ayrıca bk. Mâide 5/89).
             Hasta ve yolcu olanlara oruç tutmama ve başka zamanda sayısınca kazâ
           etme izin ve imkânı verilmiş olmakla beraber, önemli bir güçlüğün ve
           engelin  bulunmaması  halinde  bu  durumlarda  da  orucun  tutulması,
           “Tutmanız sizin için daha hayırlıdır” buyurularak tavsiye edilmiştir. Bu
           cümleyi “genel olarak oruç ibadetinin insanlar için iyilikler getireceği”
           şeklinde anlayan, hastalık ve yolculukta oruç tutmakla ilgili olmadığını
           ileri süren fıkıhçılar da vardır.



                                                                                   279
   272   273   274   275   276   277   278   279   280   281   282