Page 272 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 272

2 / BAKARA SÛRESİ · 180 – 182



                 Tefsir etmekte olduğumuz âyeti, aynı konuyla ilgili diğer açıklamalar içinde
                 bir bütün olarak ele almaya çalışan tefsirciler ve fıkıhçılar farklı sonuçlara
                 varmışlardır: a) “Üzerinize yazıldı” ifadesi bağlayıcı hüküm (farz, vâcip)
                 getirdiği için önce farz kılınan vasiyet, miras âyeti gelince kısmen değişti-
                 rildi ve artık farz olmaktan çıktı, teşvik ve tavsiye edilmiş (mendup) bir dav-
                 ranış haline geldi. Dört mezhep imamının da dahil bulunduğu müctehid-
                 ler çoğunluğu bu hükmü benimsemişlerdir. b) Dahhâk, Tâvûs, Taberî gibi
                 müctehidlere göre vasiyet âyeti ne kısmen ne de tamamen neshedilmiştir.
                 Baştan itibaren bu âyet, miras âyetinin dışında kalan yani bir sebeple (dini
                 farklı olan ana ve baba, köle olan akraba vb.) mirastan pay alamayan akra-
                 banın vasiyet yoluyla terekeden pay almasını hedeflemiştir. Kime ne kadar
                 vasiyet edileceği ise örfe, âdete ve hakkaniyet kurallarına (mârûf ölçüsüne)
                 bırakılmıştır. “Yakının aynı gruptaki daha uzak akrabayı mirastan mahrum
                 etmesi” (hacb) kaidesi gereği vâris olamayan torunlar (dede yetimi) mese-
                 lesi, çağımızda bazı İslâm ülkelerinde, bu ictihaddan yararlanmak suretiyle
                 çözülmüş, yetim torunlar mirastan paya kavuşturulmuştur. Meselâ baba-
                 sı, dedesinden önce vefat eden bir çocuk dedesinin himayesine kalmış bir
                 yetimdir. Gün gelip dedesi de vefat edince, çocuğun amcası dedesine (yani
                 ölen dedenin hayattaki oğlu, babasına) ondan daha yakın olduğu için mira-
                 sı almakta torun mirastan mahrum kalmaktadır. Çocuğun ölen babasının
                 yerine konarak (ona halef olarak) vâris olması hükmü İslâm hukukunda
                 yoktur. Bu ve benzeri durumlarda karşımıza “vâris olamayan yakın akraba”
                 meselesi çıkmaktadır. Bunlar için gerekli (farz) olan vasiyet hükmü de bu
                 meselenin çözümünde kullanılmaktadır. c) Mirastan payı olan akrabaya
                 (vâris) vasiyet yoluyla da mal bırakılmış olursa bazı müctehidlere göre bu
                 tasarruf geçerli değildir. Hanefîler, Hanbelîler ve daha başka bazı mücte-
                 hidlere göre ise diğer vârisler razı oldukları takdirde bu vasiyet de geçerli-
                 dir. d) İlgili hadisi delil gösteren bazı müctehidler üçte biri geçen vasiyeti
                 hükümsüz sayarken, Hanefîler’in de dahil bulunduğu çoğunluk, vârisle-
                 rin razı olmaları halinde bunun da geçerli olduğu hükmünü benimsemiş-
                 lerdir. e) Vasiyet fiilen gerçekleştirilmesi ölüm sonrasına bırakılan bir
                 hukukî tasarruftur. Bir kimsenin üzerinde bir hak, bir borç varsa ölümün-
                 den sonra bunun terekesinden ödenmesini, yerine getirilmesini vasiyet
                 etmesi farzdır. Böyle bir borcun veya sahibine teslim edilmesi gereken bir



          274
   267   268   269   270   271   272   273   274   275   276   277