Page 271 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 271

2 / BAKARA SÛRESİ · 180 – 182





                                                             181


                              182

                    Meâli
                    180. Birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anası-
                    na, babasına ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanla-
                    ra bir borç olmak üzere yazıldı. 181. Onu işittikten sonra kim değişti-
                    rirse günahı, yalnızca onu değiştirene ait olur. Allah her şeyi işitir, her
                    şeyi bilir. 182. Her kim bir vasiyette bulunacak birinin hakkı çiğneme-
                    sinden veya günaha girmesinden korkar da aralarını düzeltirse ona
                    bir günah yoktur. Allah elbette bağışlayıcıdır, sonsuz rahmet sahibidir.

           Tefsiri
           180. İslâm’dan önce Araplar’da miras taksimi şöyle yapılırdı: Ölenin erkek
           çocukları varsa bütün mirası onlar alırlardı. Erkek çocuğu olmayanın malı
           yakından uzağa doğru diğer erkek akrabasına kalırdı. Bazan vasiyet yoluyla
           çocuklara, akrabaya ve arkadaşlara da mal bırakıldığı olurdu. Bu âyet başta
           ana ve baba olmak üzere, kadın erkek ayırımı yapmadan bütün akrabaya
           vasiyet etmenin gerekli bulunduğunu ifade ederek müminleri, daha son-
           ra gelecek olan miras hükümlerine hazırladı. Nisâ sûresindeki miras âyeti
           (4/11 vd.), zaten mirastan pay almakta olan bu erkekleri doğrudan zikret-
           meksizin kadın akrabayı da mirasa dahil etti. Anılan miras âyeti ve onu
           tamamlayan diğer âyetlerle hadisler değiştirilemez hak ve paylar şeklinde
           mirasın nasıl paylaştırılacağını belirlemiştir. Hz. Peygamber’in Vedâ hac-
           cında, “Allah her hak sahibine hakkını vermiştir, artık vâris olana vasiyetle
           mal bırakmak yoktur” (Tirmizî, “Vesâyâ”, 5; Müsned, IV, 186-187; V, 267)
           buyurmasıyla mirastan belli hakkı olan akrabaya vasiyetle mal bırakılama-
           yacağı anlaşılmıştır. Sa‘d b. Ebû Vakkas’ın hastalanması üzerine onu ziya-
           rete giden Hz. Peygamber’e, bütün malını Allah rızâsı için vasiyet edeceğini
           bildirmesi üzerine üçte biriyle yetinmesini söylemesi ve “Yakınlarını zen-
           gin olarak bırakman, onları halka el avuç açan yoksullar olarak bırakman-
           dan daha iyidir” buyurmasıyla da (Buhârî, “Vesâyâ”, 2) vârisleri olan bir
           kimsenin bütün malını vasiyet etmesinin uygun olmadığı ortaya çıkmıştır.



                                                                                   273
   266   267   268   269   270   271   272   273   274   275   276