Page 282 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 282
2 / BAKARA SÛRESİ · 185 – 187
ğün mesafe olarak uzaklığı gerektirmediğini ifade ederek kullara, şuur-
lu ve canlı bir ibadetin yollarını açmaktadır. Bu yakınlık başka âyetlerde
“Biz ona (ölüm halindeki insana) sizden daha yakınız” (Vâkıa 56/85),
“Biz ona (insan) şah damarından daha yakınız” (Kaf 50/16), “Allah kişi
ile kalbinin arasına girer” (Enfâl 8/24) şekillerinde de ifade edilmiştir.
b) Kulun Allah’a yakınlığını şuur halinde yaşaması ve hissetmesine mani
olan şeyler arasında yeme, içme, cinsel ilişki gibi beden zevkleri de var-
dır. İnsanlar bu zevklerle haşir neşir oldukları sürece fizik ötesi âlem-
lere ve varlıklara açılan pencerelerinin farkında olamazlar ve buradan
başka âlemleri seyredemez, onları düşünemez, onlarla içli dışlı olamaz
ve bütün bunların insana vereceği emsalsiz zevki yaşayamaz, ilhamı ala-
mazlar. Belli bir süre bedenî zevklere açılan pencereleri kapatan oruç,
diğerlerinin açılması için insana önemli bir fırsat sunmaktadır. Kul bu
fırsattan hakkıyla yararlandığı takdirde Allah’ın yakınlığını ve beraber-
liğini (huzuru), yiyip içtiği günlerdekinden daha şuurlu ve canlı yaşama
imkânını bulacaktır. Âyet oruçluya bunu hatırlatmakta, onu bu fırsatı
değerlendirmeye çağırmaktadır.
Hem insanlarla ve dünya ile hem de Allah ile ilişkide doğru yolu bul-
mak, doğru hareket edebilmek için (rüşd için) bağlantıları doğru kurma-
ya ihtiyaç vardır. Kâmil insanlığın şartı Allah’ı tanımak, O’nunla ibadet
yoluyla ve ibadet şuuruyla ilişki kurmaktır. Âyet bunu “Allah’ın çağrısına
katılmak, davetini kabul etmek” şeklinde ifade ediyor. İbadetin bir şekli
ve çeşidi de duadır. Kulun rabbi ile en yakın ve sıcak ilişkisi namazda sec-
de halinde ve içten gelerek yapılan dua ve niyaz halinde kurulan ilişkidir.
Allah’ın çağrısına kulak veren, O’nun dinine giren bir kimse bundan üç
önemli kazanç elde etmektedir: 1. O’nun yakınlığını bilmek ve yaşamak.
2. Doğru düşünme, doğru yerde ve konumda olma imkânını elde etmek.
3. O’ndan istediğini almak (duasının kabul edilmesi). Şu iki hadis, her
dua edenin nasıl mutlaka sonuç aldığını anlamamıza yardımcı olmakta-
dır: “Acele etmedikçe her birinizin duası kabul edilir. Bu sebeple (ace-
lecilik yüzünden) insan, dua ettim de kabul olunmadı der”; “Hiçbir dua
eden yoktur ki, şu üç sonuç arasında olmasın: “Ya istediği hemen verilir
ya lehine ertelenip saklanır yahut da dua bir günahına kefâret olur” (el-
Muvatta’, “Kur’ân”, 29, 36).
284

