Page 283 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 283
2 / BAKARA SÛRESİ · 185 – 187
Kader inancına göre olacak ve olmayacak her şey bellidir, kulun iste-
dikleri de kaderinde yoksa kendisine verilmeyecektir. Şu halde duanın
faydası nedir?
Allah Teâlâ madde âleminde olup bitenleri kanunlara ve sebeplere bağ-
lamıştır. İnsanı bir ana ve babadan (onları aracı kılarak) yaratmaktadır,
yağmuru bulut aracılığı ile vermektedir, ölümü bir sebebe bağlı olarak
gerçekleştirmektedir. Duymaya kulağı ve beyni, görmeye gözü ve beyni
vasıta kılmıştır. Sebepleri ve vasıtaları ortadan kaldırarak Allah’tan iste-
mek “ana baba olmadan doğmayı, göz olmadan görmeyi” istemek gibidir.
Allah’ı unutup yalnızca sebeplere ve aracılara yönelmek ise insansız kula-
ğa, göze yönelmek, işitmeyi ve görmeyi böyle sağlamaya çalışmak gibi-
dir. İslâm’ın gösterdiği yol hem sebepleri ve aracıları kullanmak, ihmal
etmemek hem de sebep ve sonuç elinde olan, bunlara hâkim bulunan
Allah’a yönelmektir.
Allah’ın vermesi ve vermemesi kadere bağlı olduğu gibi dua da kadere
bağlıdır. Kul ister Allah verir. İstemek kadere aykırı değildir, kader çer-
çevesi içindedir. Biz kullar kaderimizi “şöyle şöyle olsun” şeklinde değil,
“şöyle şöyle olacak” şeklinde anlamalıyız. Kul âdâbına uygun şekilde dua
ederse Allah da kabul edecektir.
187. Muhtemelen yahudilerin ve hıristiyanların âdetlerinden etkilenen
bazı sahâbîler ramazan gecelerinde cinsel ilişkinin câiz olmadığını zan-
nediyorlardı. Ayrıca sahurun da uykudan önce yeneceğini, yatsı kılınıp
uykuya yattıktan sonra uyanıp sahurluk diye bir şey yenilemeyeceğini
sananlar vardı. Bu yüzden bazıları sıkıntıya düşüyor, sahura kalkmadık-
ları için gündüz açlıktan bayılıyorlar; gece cinsel ilişkiyi yasak sananlar
dayanamayıp eşleriyle birleşiyorlar ve bunu gizliyorlardı (Kur’an’ın ifa-
desiyle böylece “kendilerine hıyanet ediyorlar”, yani başkalarına da ifade
ettikleri zanlarına ve kanaatlerine gizlice aykırı davranıyorlardı). Hadis
kitaplarında ve tefsirlerde bu olaylarla ilgili birçok örnek vardır (meselâ
bk. Buhârî, “Tefsîr”, 2/27; Taberî, II, 163-167; Kurtubî, II, 314-315).
İslâm’a mahsus oruç ibadetinin farz kılınmasını takip eden günlerde bu
gibi olaylar ve yanlış anlamalar ortaya çıkınca sınırları belirleme ihtiyacı
doğdu ve bu âyet gönderildi. Âyete göre oruç gece bitince başlayacak ve
285

