Page 294 - Kuran Yolu Meal bildinmi bildinmi.com
P. 294
2 / BAKARA SÛRESİ · 190 – 195
9/49); şeytanın hile ve tuzağı (A‘râf 7/27); şeytanın zayıf ruhlu kişile-
re aşıladığı bâtıl inanç ve kuruntu (Hac 22/53); nifak (Hadîd 57/14; bk.
Taberî, XXVII, 226); delilik (Kalem 68/6).
Taberî sık sık Arap dilinde fitnenin asıl anlamının “deneme ve sınama”,
bilhassa “ateşe atarak deneme” olduğunu belirtir ve öteki kullanımların da
temelde bu mâna ile ilişkili bulunduğuna işaret eder. Deneme ve sınama
bazan insanlar için daima bir risk taşıyan mal mülk, evlât, sağlık gibi nimet
sayılan değerlerin verilmesiyle olduğu gibi, çok zaman yokluk, hastalık,
musibet, şeytan veya düşman tasallutu gibi üzüntü ve sıkıntılara mâruz
bırakılmakla da olmaktadır (I, 461-462; XVI, 162, 196-197, 200, 235).
Kur’an-ı Kerîm’de fitne kavramının ifade ettiği deneme ve sınama-
nın çeşitli şekillerine işaret edilmiştir. Fitne Allah tarafından kulları-
na yöneltilmiş bir deneme ve sınama olabilir. Allah insanların iman ve
ahlâktaki samimiyetlerini kanıtlamaları için bir fitne (imtihan) olmak
üzere onları hayırla da şerle de (hem nimet hem de sıkıntılarla) sınar
(Enbiyâ 21/35). İnsanlar “dünya hayatının geçici güzellikleriyle” imti-
han edilirler (Tâhâ 20/131). Mal ve evlât birer fitne (imtihan) vasıtası-
dır (Enfâl 8/28). Bol rızık veya genel olarak herhangi bir nimet de fit-
nedir (Zümer 39/49; Duhân 44/17; Cin 72/17). Buna karşılık insanlar
bir kederle (Tâhâ 20/40), çeşitli belâlarla da (Tevbe 9/126; Hac 22/11)
imtihan edilirler. Fitne insanlar arası ilişkilerde de söz konusu olabi-
lir. İnkârcıların müslümanlara karşı olumsuz tavırları müslümanlar için
bir fitnedir; zira böylece onların sabır ve sebatları denemeden geçiril-
miş olur (Furkan 25/20). Öte yandan müslümanların mâruz kalacakları
herhangi bir sıkıntılı durum da kâfirlerin bundan yanlış sonuçlar çıkar-
malarına yol açan bir fitne olabilir. Nitekim müfessirler “Rabbimiz! Bizi
inkâr edenler için bir sınama (fitne) konusu yapma” (Mümtehine 60/5)
meâlindeki âyeti, “Bizi onların eliyle veya başka bir şekilde eza ve cefaya
uğratma; aksi halde inkârcılar, bizim hakkımızda ‘Eğer bunlar doğru yol-
da olsalardı böyle sıkıntılara mâruz kalmazlardı’ şeklinde yanlış düşün-
celere kapılırlar” tarzında açıklamışlardır (bk. Şevkânî, V, 246). Kur’an’a
göre insan inkârcılık, münâfıklık gibi yanlış inançları veya kötü davra-
nışları sebebiyle kendi kendisinin de fitnesi olabilir (Hadîd 57/14; bk.
Şevkânî, V, 198). “Kalplerinde eğrilik olanlar”ın Kur’an’daki müteşâbih
296

